Yazan: Ali İSLAMOĞLU
Lazların en eski tarihleri gündeme geldiğinde, okuyucunun karşısına, ilk anda kafa karıştırıcı gibi gözüken, onlarca terim çıkabilmektedir. Bu onlarca terimden eşanlamlıların tasnif edilmesi, Lazların en eski tarihleri konusunda sağlıklı sonuçlara ulaşabilme imkânı sağlayacaktır. Üzerinde yoğunlaşılması gereken üç temel terim şunlardır: KOLKHİS, MEGRELYA, LAZİSTAN.
Lazların en eski tarihleri konusunda belirsizliğe sebep olan noktaları, bu incelemenin başında dört ana başlık altında toplamak, belirsizliklerin dağılması bakımından önemli olacaktır:
- Aynı coğrafi terimin, farklı lisanlarda birbirine benzer, ancak farklı söylenişinden kaynaklanabilecek karışıklıklar,
- Aynı coğrafi terimin farklı lisanlarda farklı adlandırılmasından kaynaklanan karışıklıklar,
- Eski coğrafi terimin, aynı coğrafi bölgenin bir bölümü için günümüzde de kullanılmasından kaynaklanan karışıklıklar,
- Eski coğrafi bölgenin günümüzdeki bir bölümü için bir süre kullanılmış olan bir başka coğrafi terimi, eski coğrafi bölgenin tamamı için kullanmaktan kaynaklanan karışıklıklar.
Bu incelemenin amacı; KOLKHİS, MEGRELYA ve LAZİSTAN coğrafî bölgelerinin farklı dönem ve lisanlarda adlandırılmalarını ortaya çıkartarak, sağlıklı bilgilere ulaşabilmenin yolunu açmak ve ayrıntıya inmeden, kaba hatlarıyla tarihsel bazı gerçekleri ortaya koymaktır.
I- KOLKHİS = EGRİSİ = LAZİKA
Lazların en eski tarihleri hakkında doğru bilgiye ulaştıracak ilk ve en önemli coğrafi terim Kolkhis'dir. Kolkhis çeşitli lisanlarda farklı olarak söylenmektedir. Colchis (1), Kolkis(2), Qulha(3), Kolhis(4), Kolhida(5), Kolheti (6), Kolkhide (7), Kolkhis(8), Kolchis(9), Kolkhit(10), Kolkya(11), Kolçis(12), Kolha(13) gibi terimlerin hepsi aynı coğrafi bölgeyi belirtmek için kullanılmıştır. Bu coğrafi terimlerden Kolkhis'i kullandığımız için, bu incelemede sık sık bu terim geçecektir.
Kolkhis Neresidir?
Kolkhis'in neresi olduğunu Bilge Umar, "Anadolu'nun kuzeydoğu ucu da dahil olmak üzere, Doğu Karadeniz kıyıları"(14) olarak açıklarken, Hayri Ersoy ve Aysun Kamacı, "Kolkhide kültür alanının sınırları Batıdaki Psov nehri, Kuzeyde Kafkas sıra dağları, Doğuda Suram etekleri, Güneyde ise Karadeniz'i izleyerek Trabzon'a uzanır."(15) demektedir. "Eski Kolhida Krallığı'nın sınırı Batıda Trabzon'a kadar dayanıyordu."(16) diyen Muhammed Vanilişi ve Ali Tandiliva da bu görüşü doğrulamaktadır. Her ne kadar Kolkhis'i B. Umar bir coğrafi terim; H. Ersoy ve A. Kamacı Kültür alanı; M. Vanilişi ve A. Tandiliva krallık gibi sözcüklerle birlikte kullanıyorlarsa da hepsi de aynı coğrafî bölgeyi işaret etmektedirler. Bu konuda M. Grant, "The Myths of the Greeks and Romans" adlı kitabında Kolkhis'i harita üzerinde de göstermektedir.(17)
Tarihte Kolkhis
Kolkhis adından ilk kez M. Ö. 8. yüzyılda Urartu Yazıtları'nda bahsedilmektedir. (18) M. Ö. 3. yüzyılda yaşamış olan Rodoslu Apollonius da "The Voyage of Argo" adlı eserinde Kolkhis hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. (19) Kolkhis'i, Rodoslu Apollonius'un eserinde ön plâna çıkartan şüphesiz Kolkhis'in yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla ulaşmış olduğu uygarlık düzeyiydi. Bunun en belirgin örneği, Homeros'un Odyssesia adlı eserinde Kral Aietes (Ayet)'in ülkesi Kolkhis'i de anmasıdır.
"Ama bir tanesi aşabildi bu kayayı denizde yüzen gemilerden, dillere destan Argo gemisiydi bu da, aştı kayayı Aietes'in ülkesinden dönerken, dalgalar onu engin kayaların üstüne atmıştı ya neyse, bereket İeson'u seviyordu da Here, kurtardı gemiyi." (20)
Günümüzde yapılan arkeolojik kazılar, gün yüzüne çıkartılan eski antik kent ve diğer yerleşim alanları ve diğer bulgular Kolkhis'in zengin kültürünü ve zenginliklerini gözler önüne sermektedir. (21) Yapılan bilimsel çalışmalar Kolkhis'in de içinde bulunduğu bölgenin Eski Taş Devri'nden beri, insanların yaşam alanı olduğunu göstermiştir. (22)
Yunan Uygarlığının sadece Mezapotamya ve Mısır Kültürlerinden etkilendiğini (23) söylemek, şüphesiz Kolkhis Kültürü'ne haksızlık etmek olacaktır. Yunan Uygarlığının etkilendiği kültürler arasında Kolkhis Kültürü önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü Kolkhis Altın Yurdu'ydu. (24) Ünlü tarihçi Amasyalı Strabon ve Bizanslı Suidas Kolkhis'teki altın rezervleri üzerinde durmaktadır. (25)
Egrisi = Lazika
Eskiden Kolkhis yönetiminin bulunduğu coğrafyada M. S. 3. yüzyılda Egrisi Krallığı hüküm sürmekteydi. (26) Bu krallığın yönetimi altında çok çeşitli Laz ve Abxaz kavimleri bulunmaktaydı. (27) Egrisi Krallığı, çok çeşitli kavimlerin gönüllü bir konfederasyonu gibiydi. (28) Bugün Laz olarak anılan insanlar doğu ve güney-doğu Karadeniz bölgelerinin kıyılarında, bugün olduğu gibi, yaşamaktaydılar. Gürcülerin (29) ve Abxazların(30) Egrisi dedikleri bu krallığa Bizanslılar Lazika(31) veya Lazike(32) adını verdiler.
Kolkhis'in mirasçısı olduğu(33) çeşitli kaynaklar tarafından belirtilen Lazika (Egrisi),(34) dönemin büyük devletleri olan Pers İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu'nun rekabet ve savaş alanına dönüştü. (35) Böylelikle Lazlarla ilgili terim karışıklıklarının temeli Egrisi'ye Lazika demekle atılmış oluyordu.
Megrellerin Bölünmesi
Bizanslıların ayrım gözetmeksizin Megrelleri, Abxazları ve diğer Karadeniz kıyısı kavimlerini Laz terimiyle adlandırması, (36) Egrisi Krallığı'na Lazika (37) demesi bugün de yanlışlıklara sebep olan karışıklıkların başlangıcı oldu. Egrisi denildiğinde Megrellerin etkin olduğu(38) ancak Abxaz kavimlerinin de yaşadığı bir yönetim anlaşıldığı halde, Lazika denildiğinde o zaman Laz tanımı içine giren Megrel ve Abxaz kavimleri anlaşılmıyordu. Lazika ve Laz terimleri, bugün Türkiye'de Laz olarak adlandırılan insanlar açısından bir terim kargaşasının başlangıcı oldu. Oysa bu halk Megrel olarak anılıyordu.
Laz terimiyle gelen bu karışıklık, Arap istilalarından kaçan ve bugün Gurya adı verilen bölgeye yerleşen Gürcülerle devam etti. Bizanslılardan canlarını kurtarmak için kaçan Gürcüler de yerleştikleri bölgeyle Megrelleri ikiye bölmüş oluyorlardı. (39) Zakaria Laşkaraşvili Megrel birliğinin bölünmesini şöyle anlatmaktadır: "Güney'den gelen düşman akınlarından kaçan Guryalı Gürcüler, Megrel topraklarının orta beline yüklenerek ülkeyi ikiye böldüler..." (40)
Karadeniz'in doğusunda (Abxazya Cumhuriyeti'nde) yaşayanlar bugün de Megrel olarak adlandırılırken, Güney-doğu Karadeniz (Türkiye ve Batumi'de) yaşayanlar Laz olarak adlandırılmaktadırlar. Güney-doğu Karadeniz'de yaşayanları Gürcüler ve Ruslar(41) Çani, Türkler ise Laz olarak adlandırmışlardır. (42) Zamanla Çani terimi Müslüman Megrelleri ifade eder oldu. Müslüman olanlar için kullanılan Çani terimi zaman içinde, Laz terimi sadece onları ifade ettiği için, (43) Çani terimiyle eşanlamlı olarak kullanılmaya başlandı. Laz terimi eskiden olduğu gibi, tüm Karadeniz kıyısı insanları için de kullanılabilmektedir.(44)
II- SAMARGALO = SAMEGRELO = ODİŞİ = GUBERNİA = MEGRELYA = MİNGRELİA
Megrellerin etkin olduğu Eg(u)risi(45) Krallığı'nın, Guryalı Gürcü göçmenler tarafından ikiye bölünmesinden sonra, Megreller hep aynı coğrafi yurtlarında yaşamışlardır. (46) Megreller kendi ülkelerini Megrelce'de Samargalo olarak adlandırmaktadırlar. Gürcüler ise Megrellerin ülkesine Samegrolo demektedirler. (47) Megrellerin ülkesi onsekizinci yüzyılın sonlarında Odişi(48) ve daha sonraları da Gubernia (49) olarak anılmıştır. Megreller kendilerini ise Margali olarak adlandırmaktadırlar. (50) Megreller bugün Abxazya Cumhuriyeti'nde (51) ve Gürcüstan Cumhuriyeti'ndeki çeşitli bölgelerin yanısıra tarihsel toprakları olan Megrelya'da yoğun olarak yaşamaktadırlar. (52)
Dede Korkut Kitabı'nda, 4. Masal olan "Kazan Bey Oğlu Uruz Beyin Esir Olduğu Destanı Beyan Eder Hanım Hey"de Kâfir diye tanımlananlar Megrellerdir. (53)
III- CANET = ÇANET = ÇANETİ = LAZİSTAN
Yurt Ansiklopedisi, "Trabzon ile Çoruh ağzı arasındaki Karadeniz kıyıları, Gürcüler'ce Canet bölgesi olarak sayılıyordu" (54) demektedir. Ernst Honigmann ise, "Çanet'in Ermenice'de Çanivk'ler ülkesi anlamına geldiğini" (55) yazmaktadır.
Yöre halkı için Bizanslılar tarafından kullanılan Laz terimi, Osmanlılar tarafından da kullanılmıştır. Osmanlılar, Egrisi'nin ele geçirebildikleri bölümüne, Bizanslıların Lazika teriminden etkilenerek Lazistan dediler. Lazistan terimi Cumhuriyetin ilk dönemleri de dahil olmak üzere yakın zamana kadar kullanıldı. Birinci Dönem Büyük Millet Meclisi'nde Lazistan Mebusları (milletvekilleri) (56) Lazistan'ı temsil etti. (57)
Ünlü Osmanlı Tarihçisi Şemseddin Sami, Kâmüs-ül Alam adlı eserinde Lazistan hakkında şu bilgileri vermektedir: "Trabzon Vilayetinin doğu ucunda bir sancak olup, eski merkezi Batum iken, şimdiki Rize kasabasıdır. En ziyade Laz ahali ile meskun olan cihetten ibaret olmakla, bu isimle adlandırılmıştır. Batıdan asıl Trabzon sancağıyla, güneyden Erzurum Vilayetiyle, doğudan Rusya hududuyla, kuzeyden Karadeniz ile çevrilidir. Sahil boyunca uzunluğu 120 kilometre olup, genişliği 25 ile 30 kilometre arasındadır. Sancak, Rize, Atina (bugünkü Pazar) ve Hopa isimleriyle üç kazaya bölünmüş olup, 6 nahiye ve 364 köyü içerir. Ahalisi 138.467 kişi olup 689'u Rum, tahminen tamamı Müslim ve Lazdır..." (58).
IV- SONUÇ
Bugün de bazı araştırmacılar bazı coğrafî terimleri ve etnik adlandırmaları yanlış olarak kullanmaktadırlar. Bu da gerçeklere ulaşmanın yolunu kapamaktadır. Örneğin Azra Erhat, Kolkhis'i yeni bir coğrafi terim olan Batı Gürcüstan ile açıklayarak, Kolkhis'in bir parçasına bu adı verme yanlışlığına düşmektedir. (59)
Hâle Soysü de, Lazistan'ı Lazika'ya eşitleyerek aynı şekilde diğer bir parçanın sonraki adıyla tüm coğrafi bölgeyi açıklama hatasına düşebilmektedir. (60)
Genelde yapılan önemli bir hata da Kolkhis veya Lazika diye anılan Egrisi Krallığı'nı bugünkü normlar içinde değerlendirerek sadece Lazların devleti olarak görmektedir. Oysa Egrisi Krallığı, Megrel-Laz ve Abxaz kavimlerinin siyasal birliklerinin en üst noktasıydı.
Kaynakça:
(1) Grolier International Dictionary, Volume I, Colchis maddesi, (Connecticut, 1981).
(2) a.g.y.
(3) D. M. Lang, Caucasia and Urartu, Bedi Kartlisa, s. 218, (Revue de Kartvélogie, Vol. XXV, Paris, 1968).
(4) Türk Ansiklopedisi, Cilt 22, s. 159.
(5) Muhammed Vanilişi, Ali Tandilava, Lazların Tarihi, s. 11, (Ant Yayınları, İstanbul, 1992).
(6) a.g.y.
(7) Hayri Ersoy, Aysun Kamacı, Çerkes Tarihi, s. 23, (Tüm Zamanlar Yayıncılık, İstanbul, İkinci Baskı, 1992).
(8) Edith Hamilton (Çev.: Ülkü Tamer), Mitologya, s. 83, (Varlık Yayınları, 6. Basım, İstanbul, 1992).
(9) Wolfgang Feurstein, Tucha Berdsena, Die Lasen, Progrom, s. 36, (Nr. 129, B. Almanya, 1987).
(10) Ord. Prof. Dr. Şemseddin Günaltay, Yakın Şark IV, Bölüm 1, s. 27, (T.T.K. Basımevi, Ankara, 1951).
(11) P. Minas Bıjışkyan, Karadeniz Kıyıları Tarih ve Coğrafyası, s. 61, (Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul, 1969).
(12) Heredot Tarihi, Cilt 1, s. 72, (Kanaat Kitabevi, İstanbul, 1941).
(13) Fahrettin Çiloğlu, Gürcülerin Tarihi, s. 33, (Ant Yayınları, İstanbul, 1993).
(14) Bilge Umar, Türkiye'deki Tarihsel Adlar, s. 453, (İnkilâp Kitabevi, İstanbul, 1993).
(15) Hayri Ersoy, Aysun Kamacı, Çerkes Tarihi, s. 23, (aktarma).
(16) Muhammed Vanilişi, Ali Tandilava, a.g.k., s. 11.
(17) Ali İslamoğlu, Altın Post Efsanesi, s. 27, (Ogni Kültür Dergisi, sayı 1, İstanbul 1993)
(18) Encyclopedia Americana, Cilt 7, s. 219.
(19) Ali İslamoğlu, a.g.y., s. 23-28.
(20) Homeros (Çev.: Azra Erhat, A. Kadir), Odysseia, Bölüm 12/68-72, (Can Yayınları, İstanbul, 1984).
(21) Grahame Clark, Stuart Piggot, The History of Human Society, Prehistoric Societies, s. 274, (Hutchinson Co. Ltd. London, 1965).
(22) Soviet Georgia, s. 7, (Tbilisi Unisersity Press, Tbilisi, 1977).
(23) Faruk Yener, Müzik, s. 13, (Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Yayını, İstanbul).
(24) Adrew Mango, Discovering Turkey, s. 226-227, (BT. Batsford Ltd. London, 2nd Impression, Paperback, London, 1973).
(25) Michael Grant, Myths of the Grekks and Romans, s. 298, (Widenfeld and Nicolson, London, 1962).
(26) Nodar Lomouri, History of Egrissi (Lazica) from its Origins to the Fifth Century, A. D., s. 212, (Bedi Kartlisa, 26, Paris, 1969).
(27) Nodar Lomouri, a.g.y., s. 211.
(28) Gerg Amicba (Çev.: Hayri Ersoy), Ortaçağ'da Abhazlar, Lazlar, s. 11, (Nart Yayıncılık, İstanbul, 1993).
(29) Fahrettin Çiloğlu, a.g.k., s. 37.
(30) Gerg. Amicba, a.g.k., s. 19.
(31) Mariam Lordkipanidze, The Abhnazians and Abkhazia, s. 63, (Tbilisi, 1990).
(32) Bilge Umar, a.g.k., s. 511.
(33) Collier's Encylopedia, Cilt 10, s. 710-711.
(34) Fahrettin Çiloğlu, a.g.k., s. 37.
(35) J. B. Bury, The Cambridge Medieval History, Volume 2, s. 6-417, (Cambridge, 1936).
(36) B. Ömer Büyüka, Kafkas Kaynaklarına Göre İlk Yaratılışlar, İlk İnsanlık, Kafkasya Gerçekleri, Cilt 2, s. 26, (İstanbul, 1986).
(37) Collier's Encylopedia, Cilt 13, s. 688.
(38) Gerg Amicba, a.g.k., s. 11.
(39) David Marshall Lang, Georgians, s. 23, (Frederick A. Praeger Publishers, Newyork, 1966).
(40) Zakaria Laşkaraşvili, Yüz Yıl Önce Çaneti, s. 18, (Ogni Kültür Dergisi, sayı 1, İstanbul, 1993).
(41) A. Bryer, Some Notes on The Laz and Tzan, s. 174, (Bedi Kartlisa, Revue de Kartvélologie, Volume XXI-XXII, No. 50-51, Paris, 1966).
(42) Türk Ansiklopedisi, Cilt 22, s. 498.
(43) B. Ömer Büyüka, a.g.k., s. 23.
(44) Peter Alford Andrews, Türkiye'de Etnik Gruplar, Rüdiger Bennighaus, Lazlar, s. 311, (Ant/Tüm Zamanlar Yayıncılık, İstanbul, 1992).
(45) Kafkas Dilleri, s. 47, (Kafkas Kültür Derneği, Kültür Eğitim Dizisi, Kaf Yayınları, İstanbul, 1990).
(46) Hayri Hayrioğlu, Demagoji Uzmanları, s. 31, (Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı 1, Bursa, 1993).
(47) Fahrettin Çiloğlu, a.g.k., s. 12.
(48) İrfan Unutmaz, Kimliklerini Arayan Mingreller, s. 44, (Aylık Gezi Turizm Dergisi, ATLAS, Hürriyet Gazetesi Yayını, Ocak 1994)
(49) İrfan Unutmaz, a.g.y.
(50) Kafkas Dilleri, s. 46.
(51) Yura G. Argun, Abhazya'da Yaşam, s. 23, (Nart Yayıncılık Organizasyon, İstanbul, 1990).
(52) Prof. Dr. Yılmaz Altuğ, Abhazya Cumhuriyeti, Türkiye Gazetesi, 22 Temmuz 1992.
(53) The Book of Dede Korkut, s. 88-108, (Penguin Classics, Singapore, 1982).
(54) Yurt Ansiklopedisi, Cilt 2, s. 904/b, (Anadolu Yayıncılık, İstanbul, 1982).
(55) Ernst Honigmann, Bizans Devletinin Doğu Sınırı, s. 179, (Edebiyat Fakültesi Yayını, İstanbul, 1970).
(56) Yurt Ansiklopedisi Cilt 9, s. 6362, (Anadolu Yayıncılık, İstanbul, 1982-1983)
(57) Yurt Ansiklopedisi, a.g.y.
(58) Şemseddin Sami, Kamüs-ül Alam, Lazistan, (Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı 2-3, s. 25/b, (Bursa, 1993).
(59) Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, s. 342.
(60) Hâle Soysü, Kavimler Kapısı-1, s. 15, (Kaynak Yayınları, İstanbul, 1992).