OGNİ - Sayı: 04

Ogni - Sayı 04

Önemli Not: Bu içerik, derginin orijinal baskılarından OCR (optik karakter tanıma) yöntemiyle dijitalleştirilmiştir. Bazı karakter hataları veya eksiklikler olabilir. PDF içeriğiyle farklılık tespit ederseniz lütfen bize bildirin.

Okurlara Çağrı

Anadolu mozaiğinin parçası biz Lazlar'ın kültürünü yaşatmak için Kasım 1993'de yayın hayatına başlayan hepimizin dergisi OGNİ, 4'ncü sayısıyla elinize ulaşmış bulunmakta.

Yayın kurulumuzun başlangıçta teknik donanım, materyal eksikliği vb. gibi kaygılarla 3 ayda bir çıkarmayı hedeflediği dergimizi, birinci sayımızın okurlarda uyandırdığı heyecan ve istem üzerine 2 aylığa çevirip, bugüne kadar da düzenli aralıklarla çıkarmış bulunmaktayız. Yine bu heyecan ile 1995 senesi Ocak ayında aylık haber-yorum gazetesi çıkarmayı hedeflediğimizi ilan etmiştik.

Süreç içerisinde katkıda bulunanların artmasıyla dergimiz biçim ve içerik olarak tatmin edici seviyeye ulaşmış olup, gelişmenin devam edeceğini umuyoruz. Bu arada yayın kurulumuz da kendine düşen görevi yani OGNI'ye ilaveten yeni yılda çıkarılacak gazetenin hazırlıklarını tamamlamak üzeredir. Büyük bir özveriyle zaman mevhumu tanımadan çalışan yayın kurulumuz halkımıza layık yayınları çıkarmanın heyecanını taşımaktadır.

Aradan geçen 7 ay içerisinde dergimiz OGNİ teşekkür borçlu olduğumuz siz değerli okurlarımızın ilgisi ve katkısıyla tirajını sürekli artırmış, görsel ve yazılı basında prestijini en üst seviyeye ulaştırmıştır. Ancak gelişim seyrinin sürmesi ve yayın organıyla birlikte üzerinde çalışılan başta Lazca-Türkçe sözlük diğer yayınların neşri için bu aşamada en büyük desteğimiz olan sizlere müracaat zorunluluğu doğmuştur.

Malumdur ki, yayın organı çıkarmak ve geliştirebilmek hem ekonomik hem de teknik güce dayanmaktadır. Bunların yeterli düzeyde olması halinde gelişim seyri devam eder. Ülkenin bugün içerisinde bulunduğu "yangın" ortamında bu iki faktör daha da büyük önem taşıyor. Zira maliyetler olağanüstü düzeyde artmıştır.

Biz bu kutsal uğraşta sadece, ekonomik durumu iyi olan halkımızın temsilcilerinin kapısını çalmak istemiyoruz. İstiyoruz ki, miktarı ne olursa olsun mümkün olduğu kadar geniş ve tabandaki okurlarımız bizi ekonomik olarak desteklesinler. Herkesin katkılarını bekleyen OGNİ duyarlı okurlarından şunları beklemektedir:

  1. Okurlarımız OGNİ'ye yıllık abone olmalıdır. Mehmedali Barış Beşli'nin İş Bankası İstanbul-Aksaray Şubesi'ndeki 949110 No'lu hesabına 100.000 TL. yatırılması ve yatırma keyfiyetinden haberdar olmamız halinde işlem tamamlanmış olacaktır.

  2. Okurlarımız bulundukları çevrede dergilerini tanıtmalı, abone bulunmasında yardımcı olmalıdırlar.

  3. Ekonomik durumu iyi olan veya olmayan tüm duyarlı okurlar, halkımızın kültürünü yaşatmak isteyen bu girişimi gücü oranında madden desteklemeli, kampanyanın başarılı geçmesi için geniş katılım sağlamalıdır. Katkıda bulunmak isteyenler banka hesap numarasına katkılarını yatırabilecekleri gibi, bizzat dergimizin temsilcilerine makbuz mukabilinde verebileceklerdir.

Sevgili okurlar; Göndereceğiniz 10.000 TL.'nin dahi önemini bilen ve onuru addeden dergimiz katkılarınızı gerekli şekilde titizlikle kullanacak, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da tarihi fonksiyonunu oynamaya özveriyle devam edecektir. Katkılarınız üzerimizde itici güç olacak, çalışma şevkimizi artıracaktır.

OGNİ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği

OGNİ'den:

Eskiler böyle derler. Türkçesi; birilerince önce yanlış yapılıp da peşinden doğru olana dönülmesi gibi. Bizim içinde böyle oldu. OGNİ'nin birinci sayısı anlaşılmaz bir nedenle toplatılınca yanlış yapılmıştı. Çünkü hiçkimseye fayda sağlamayacak bir tasarruftu. Daha sonra İstanbul 1 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararıyla Ogni BERAAT etti hak yerini bulmuştu. Kısacası OGNİ'nin LAZ halkı ve kültüründen bahsederek "bölücülük" yapmadığı mahkeme kararıyla saptanmıştı.

Gerçeklerimiz, sesini satanların dilinde ezgilenmesin diye varız. Yaşamın her alanındaki gerçekleri açıklamak, bugün her zamankinden daha çok bir insanlık görevi. Bu gürültü patırtının içinde, kaosun bir parçası haline gelmeden yürümek zorunluluğu var. Yoksa giden yalnızca "bir şeyler" olmaz. Bulunmayabilir bir daha insan olmanın tadı. Çünkü özellikle bu ülkede, yalancının mumu "ata iksirli". Gerçekten uyanmazsak, çok yatsılar eskitiriz. Bütün basın, yayın ve cümle iletişim kanallarıyla, bir büyük yalana payandalanmış hotzotçu sömürgenlerin yaşamı, bütün sabahlarımıza pupa yelken...

Dengeyi kaybetme de bir hareketlilik durumudur. Kendinde bir olumluluğu ya da olumsuzluğu yoktur. Sorun dengesizlik durumunda nasıl bir adım atıldığıdır. İleri mi geri mi? Ya da doğru mu yanlış mı? İçinden geçtiğimiz olağanüstü süreç, böyle bir hassasiyet taşımaktadır. Büyük riskler kadar, büyük fırsatlar da sözkonusudur.

Dost doğru söylemeye devam ediyor. Dinamik okuyucu umudumuz. Kök salıyor. Sorgulayıcı, temkinli, kolay kabul etmeyen bir potansiyelle karşı karşıya olmak şansına sahibiz. Övmekle yetinilmemesi, iyi bir şeydir. Aldığımız mektuplar, eleştirel yazılar ve sözlü diyaloglar daha az eksik ve yanlışlı yayın pratiğimizin teminatı gibi.

Esas olarak bir kültür dergisi olan OGNİ'nin tabiidir ki yayın politikası vardır ve o perspektifle çıkmaktadır. Bu topraklarda yaşayan LAZLAR'ın geçmişi ve bugünü ilgi alanımızdadır. Ülkenin kaderi bizleri yakinen ilgilendiriyorsa bugünü hatta geleceği kapsayan konularda düşünmemiz ve yayın yapmamız, insanlarımızı aydınlatmamız gayet tabiidir. İşte 4. sayımızda da sizlere bu anlayışımızın ürünü olan dolu bir dergi sunuyoruz. Umarız beğenirsiniz. OGNİ bâyizden sonra da sadece doğruları yazacak yanlış yerlerde duran tarihi taşların yerli yerine konulması çabasına da gücü oranında katkıda bulunacaktır.

OGNİ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Yazan: Besa GUNZEĞZA

GÖRÜŞ:

Yazan: Besa GUNZEĞZA

20 Mart 1994 ve takibeden günlerdeki gazeteleri okuyanlar Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Çanakkale şehitliğindeki törenler dönüşü yapmış olduğu ve resmi politikalar açısından önemli açılımlar ihtiva eden konuşmasındaki görüşlerini ilgi ile izledi. Cumhurbaşkanı yakıcı bir hal alan Kürt sorununun halline yönelik olsa gerek şunları söylüyordu:

"Belki Kürt yoktur, diyenler çok kızacak ama, Türkiye'de Türk ırkından gelmediğini söyleyenleri yadırgamıyorum."

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Yazan: Ahmet HACALOĞLU

EKONOMİ:

Yazan: Ahmet HACALOĞLU

Dünya ekonomisinde 1974'lerde petrol krizi olarak adlandırılan tıkanıklıktan sonra uygulanan kapitalist reçetelere karşın, dönem dönem bazı toparlanmaların ötesinde düzlüğe çıkılamadı. Özellikle 1979'larda gelişme büyük ölçüde düştü. Dünya ekonomisindeki büyük bozulmanın sonucu olarak uluslararası finans kuruluşları çıkmaza girdi. Yarı-sömürgeler borçlarının faizlerini dahi ödeyemez hale geldiler. İşsizlik ve iflaslar arttı. Sermaye dolaşımının büyük engellerle yüzyüze gelişi diğer çelişmelerin yanısıra uluslararası burjuvazinin kendi arasındaki çelişkilerinde derinleşmesi ve dünya savaşı tehlikesinin yükselmesinde önemli rol oynadı.

Dünya üretiminin bütün ürünlerdeki ortalama gelişme seviyesi 1963-1973 arası % 6 iken, 1974-78'de % 3.4, 1980'de % 1.5, 1981'de % 1, 1982'de % 0.5'e düştü. Sanayi, maden ve işlenmiş ürünler 1960 ve 1970'in ilk başlarında önemli bir gelişme gösterirken 1980'in ilk yılıına kadar % 100 oranında geriledi. Dünya üretimindeki bu büyük düşüş yeni yatırımları durdurdu, işsizlik ve ücretlerin gerilemesini devasa boyutlara çıkardı. Gerileyen dünya üretimine paralel olarak ticaret de düştü. OECD ülkelerindeki yıllık büyüme oranı 1973-80'lerde % 2.5'iken, 1982'de -0.2 oldu. İşsizlik oranı 1982'de % 8.5, 1983'e gelindiğinde ise % 9.5'a ulaştı.

1983'de görülen canlanma eğilimleri istenileni vermedi. Aksine dış ticaret açığı büyümeye devam etti. 1974'lerden itibaren dünya ekonomik sisteminin gidişatının büyüyen çıkmazları, içerdiği kısa dönemli bazı dalgalanmaların çare olmadığı, durumun uluslararası burjuvaziyi ciddi ölçüde sarstığı, krizin savaş etmenlerini yükselttiği yaşadığımız gerçeklerdir.

Bugün uluslararası burjuvazinin sisteminin krizi birkaç yıl öncesinin boyutlarında değil. Krizde nisbeten bir gerileme sözkonusudur. Ekonomide birkaç yıl öncesine nazaran kısmi bir canlanma görülmektedir. Doğu Avrupa, eski Sovyetler Birliği ve Çin pazarının açılması ile bu durumun bir dönem daha sürmesi olasıdır. Savaş etmenlerinde gerileme vardır. Ancak tüm bu gelişmeler aldatıcı olmamalı, uyanıklık kaybedilmemelidir. Kapıya geçmişide aşan bir krizin dayanması hiç de beklenmeyecek bir şey değildir.

Son on yılın Türkiye'si

1970'li yılların başından itibaren durgunluk ve gerileme sürecine giren dünya ekonomisi Türkiye'yi de etkiledi. Uluslararası burjuvazinin ekonomik sisteminin bir parçası olan Türkiye'nin bu durumu kadar doğal bir şey olamazdı. 1980'lerin ilk 3 yılında, ağır bir krizle karşılaşan uluslararası burjuvazi krizin en büyük faturasını ezilen ülke halklarına çıkardı. 1970'lerdeki kriz sonuçlarından sadece biri olarak, Türkiye parasını % 40 oranında devalüe etti. 1974 krizi Türkiye'nin dış ticaret açığını derinleştirdi. Dış borçlarla soruna çare arayan Türkiye ekonomisi, borçlarının faizini ödeyemeyen yapısıyla tam bir darboğaza saplandı. IMF kıskacında Türk parası pula çevrildi, enflasyon atağa kalktı. 1970'de % 10 olan enflasyon 1980'de % 100'ün üzerine çıktı. Bu durum ücretli ve dargelirlilerin durumunu iyice kötüleştirirken, vurguncuların kârını oldukça arttırdı.

İthal ikâmeci politika, dönemin kötü gidişatına çare olamadı. İşsizlik çığ gibi büyüdü. Köyden kente göç, şehirlerin gecekondu ağıyla kuşatılması derinleşti. İşsizler ordusu, egemenlerin çalışanlar üzerinde başlıca baskı unsuru oldu. İthal ikâmeci politika, 1970'lerin sonlarındaki durumun çeresi olamazdı. İflas açıktı. Sistemin kısmen de olsa yükselme ve büyümelerinin modeli olan bu ekonomik politika, ağır kriz koşullarının alternatifi değildi.

Dünya finans kuruluşları ve önde geleni IMF, ezilen ülkelere yeni bir politika dayattı. "İhracata yönelik sanayileşme politikası" adı verilen bu modelin Türkiye'deki adı 24 Ocak kararları idi. Devreye sokulan "yeni ekonomik model" daha sıkı rejimlere davetiye çıkarmaktaydı. Aksine modelin uygulanma şansı yoktu. Daha önce bu politikanın siyasi alternatifleri olarak devreye sokulan Güney Kore, Şili, Arjantin, Tayvan, örnekleri ortadaydı. Nitekim bu paketi uygulamak için 12 Eylül'de ordu işbaşına getirildi. Mücadele ile kazanılmış olan tüm ekonomik, demokratik haklar gaspedildi. Ezilenler için açlık ve sefaletin vahşet seviyesinde uygulanması ortamında, bu politika hayata geçirilmeye çalışıldı.

ABD desteğinde uygulanan 24 Ocak politikası, hem ekonomik hem de yönetsel olarak iflas etti. Siyasal bağımlılık derinleşti. Gelir dağılımı bozuldu, enflasyon daha da arttı. İşsizlik had safhaya çıktı. Çözüm olmayan proje, bir dalgakıran olarak pohpohlanan dinsel akımla güçlendirilmeye çalışıldı. Kriz ekolojik alanda da Türkiye'ye büyük yükler getirdi. Çarpık şehirleşme, kıyıların yağmalanması, ormanların tahrip edilmesi, gibi sorunlar bugün herkesin gözleri önündedir. 12 Eylül'le siyasal üstyapılanma yeniden organize edildi. Egemenlerin hiçbir önleminin çare olmadığı bugün çok daha açık bir şekilde görülmektedir. Serbest bölge, konvertibilite, faiz politikası gibi ilaçlardan hiçbirinin tutmadığı Türkiye ekonomisinin düzen içi alternatiflerle onarılamayacağı ortadadır.

1990'larda Türkiye

Ekonomik kriz üzerinde yükselen toplumsal kriz, tüm alanları etkileme sürecindedir. Görülen odur ki: 1990'larda Türkiye daha da büyük çalkantılara sahne olacaktır. Krize sistemin çare olabilecek projesi yoktur. Ancak köktenci yapısal değişim ve dönüşümler çare olabilir.

Ekonomik ve toplumsal krize karşı burjuvazinin muhalefette olan kesimleri sözümona “yeni” projelerle bu açığı kapatacaklarını vaazetmektedirler. Bu plan mutlaka halk safında olan güçlerce deşifre edilmelidir. Muhalif burjuva kliklerin mevcut krize alternatifleri nelerdir? Bu güçlerin alternatifleri, nasıl ki dün "ithal ikâmeci" planın bir biçimi idiyse, bugün de onun yerine geçirilen ve iflas eden "ihracata yönelik sanayileşme" planının bir biçiminden başka bir şey değildir. Bu planı her gün Mesut Yılmaz'ların, Tansu Çiller'lerin, Bülent Ecevit'lerin vb. dilinden dinlemekteyiz.

Kriz Türkiye'nin gerçeği

Egemen sınıflar cephesi kaynıyor. Partiler arasındaki çatışmalar her bir partinin kendi içinde de sürüyor. Genel olarak halkın muhalefeti derinleşiyor. Kriz bugün Türkiye gerçeğinin en karakteristik özelliğidir. Yönetenler yönetemiyor, yönetilenler eskisi gibi yönetilmek istemiyor. Muhalefetlerini çeşitli eylemlerle açıkça ortaya koyuyorlar.

Türkiye'nin büyüdüğü tahlillerinin yanlışlığı pratikte kanıtlandı. Ortam "anti-kriz faktörlerin büyümesi için elverişlidir" diyenler ve Türkiye'yi sükunetle tanımlayanların aksine, büyüyen kriz oldu. Duran ve gerileyen yatırımlar, 70 milyar dolara tırmanan dış borç, hesapsız iç borçlar, yükselen faiz oranları, iflas eden firmalar, düşen kârlar, yaygınlaşan işsizlik, üç rakamlı hale gelen enflasyon, derinleşen sefalet, Kürt sorununun kangren hale gelmesi, kaynayan egemenler cephesi, krizin sonuçları değilde nedir?

Türkiye ekonomisi için çanlar sürekli olarak çalar. Ancak güçlü bir koronun "dışa açılıyoruz, serbest pazar ekonomisi, küreselleşme, özelleştirme", gibi sloganlarla çıkardığı gürültü son yıllarda bu çan seslerinin duyulmasını engelleyemiyor. Bir ekonomi politikasının başarısı aldığı somut sonuçlarla ölçülür. Ekonominin büyüme hızı, işsizlik oranı, dış denge, fiyat artışı, kamu kesimi borçlanma gereği, gelir dağılımı, bu konuda somut ölçülerdir. Peki 1994'ün ilk yarısı itibariyle ülke ekonomisindeki göstergeler nasıldır?

  1. 1980 sonrası Türk ekonomisinin yıllık ortalama büyüme hızı, plan hedeflerinin altında olduğu gibi, ondan önceki dönemlerde gerçekleştirilen büyüme hızlarınında altındadır. Son iki yılda iç tüketimin aşırı uyarılmasından kaynaklanan büyümeye karşın, yıllık % 7'lik plan hedefi tutturulamamıştır.

  2. Fiyat artışları yıllık % 70'lerde kronik hale gelmiş olup 1994 senesi itibariyle denetimden tümden çıkma tehlikesi taşımaktadır.

  3. İşsizlik oranı eksik istihdamla birlikte % 15.8'e, kentlerde eğitimli gençlerde % 30.2'ye kadar yükselmiştir.

  4. Tüm övünmelere karşın dış ticarette 1980 sonrası tek bir yıl dahi denge sağlanamamış, 3 milyar ABD dolarının altına indirilemeyen dış ticaret açığı, 1992 ve 1993 yıllarında iyice denetimden çıkmıştır. Dış ticaret açığı 1992'de 8 milyar ABD doları 1993 de ise 14 milyar dolar olmuştur.

  5. Dış dengelerin sağlanamaması sonucu dış borçlar sürekli artmış, 1980'lerin başında 13.0 milyar ABD doları olan dış borçlar 1994'ün ilk yarısında 70 milyar dolara yükselmiştir.

  6. 1980'li yılların başlarında ulusal gelirin % 4'ü düzeyinde bulunan kamu kesimi borçlanma gereği 1993 yılında % 17'ye yükselmiştir. Bunun doğal sonucu iç borç stoku 350 trilyon TL. ye yaklaşmış, bütçe giderlerinin % 30'nu faiz ödemeleri oluşturur olmuştur.

  7. Ülkede reel tasarruflar azalmış, tasarrufların ulusal gelire oranı cari fiyatlarla % 19.4'e, sabit fiyatlarla % 15.3'e değin gerilemiştir.

  8. Yatırımların ulusal gelire oranı düşmüş, imalat sanayii ne, enerji sektörüne, tarıma, üretken kesimlere yatırım yapması gereken Türkiye konuta, hizmet sektörüne yatırım yapar hale gelmiştir.

  9. KİT'ler bilinçli olarak tamamen çökertilmiş, özel kesimdeki firmalar yeterli fon yaratamadıklarından yatırım yapamayacak hale gelmiştir.

  10. Genel Kurmay Başkanı'nın ifadesiyle Güneydoğu'daki savaş sebebiyle bütçeden ayrılan ve % 40'ını teşkil eden 400 trilyon TL. nedeniyle tüm kaynaklar savaşa tahsis edilmiş, kamu harcamalarını kısmak imkanı kalmamıştır.

  11. Bu koşullarda kökten değişimci politikalara gereksinim varken "bacı" edebiyatıyla bazı fantazi, havai, önemsiz işlerle uğraşılmış, başarılığı ve çıkmaz sokak olduğu kanıtlanmış politikalar savunulmaya çalışılmış sonuçta ortaya her açıdan bir kriz çıkmıştır.

Sorunun kaynağı nerede?

Türkiye'nin temel sorunu ihtiyaç duyduğu dövizi sağlayamamasıdır. 1950'den bu güne ülke 1-2 yıl hariç cari işlemler dengesini sağlayamamış, dış ticaretinde sürekli açık vermiştir. Türkiye döviz kazanamamaktadır. Bu temel sorun görülmez, belli çıkar hesaplarıyla hareket edilirse yoksullaşma devam edecektir.

Türkiye 1990'dan bu yana iç talebi canlandırmak, büyüme hızını yüksek tutma politikaları izlemektedir. Üretim yetersiz olduğu için, iç talebin artması derhal dış ticarete yansımakta, dış satım duraklarken dış alım patlamakta, ve böylece makas açılmaktadır. 1991'de 21.0 milyar dolar dış alım yapılmışken bu tutar 1992'de 23.1 milyar dolara 1993'de ise 29.8 milyar dolara yükselmiştir.

Hükümetin vahşi zam paketiyle amaçladığı, yüksek oranlı zamlarla, kışkırtılan iç talebin kısılması, büyüme oranının düşürülmesidir. Türkiye yüksek büyüme hızının gerektirdiği dış alımı finanse edecek güçte değildir. Türkiye sağlam bir dış rezerve sahip olsaydı zam paketine bu derece gereksinme duyulmayacak, dış unsurlara bu denli ödün verilmeyecekti. 1980'lerin içerikten yoksun slogancı politikaları bugünleri hazırlamıştır. Bu gerçekler görülmeden günü kurtarma politikaları izlendiğinden neticede makina stop etmiş, iflas kaçınılmazlaşmıştır.

Kriz çözümlerinde öne çıkan

Bazı çevrelerde kriz tesbiti yapıldıktan sonra her defasında çözümsüzlüğü vurgulamak gelenek haline gelmiştir. Stratejik açıdan tartışılmaz bir gerçeklik olmasına karşın, bu tanımlama çoğu zaman nesnel politika üretiminin ve somut olgulara dayalı tesbitlerin bir kenara bırakıldığı noktadır. Taktik süreçlere dair tesbitler olası yönelimleri değil, olması istenileni yansıtmaya başlar.

Olası gelişme nasıl olacaktır?

Yeni bir darbe olasılığı daha uzak bir gelecek için düşünülebilir ve düşünülmelidir. Diğer çözüm ise reformcu yoldur. Egemen unsurlar geleneklerini yıkan siyasal reformları yapmak zorunluluğuyla karşı karşıyadırlar. Egemenler bugün politika değişikliğinde anlaşmış durumdadırlar. Çatışma nasıl bir değişiklik sorusuna verilen yanıtlardan çıkmaktadır.

OGNİ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
ÇİZGİ:

TARİH TOPLUM:

  • ÇİZGİ: Fareli Köyün Tulumcusu (Yaşar Babalık)
  • GÖRÜŞ: Anadilin Çocuk Üzerindeki Etkisi (N3a Dutxe)
  • ŞURİMŞİNE AZLAĞA: (Munir)
  • EDEBİYAT: Laz Edebiyatı (Mçaraloba) Üzerine (Kâmil Aksoylu)
  • ARAŞTIRMA-İNCELEME: Tçani ve Laz Bağlantısı (Ali İslamoğlu)
  • FORUM: Lazların Etnik Kökeni (Av. Şehzat Ayartepe)
  • MOZAİĞİN TAŞLARI: Çerkesler (Hayri Ersoy / Aysun Kamacı)
  • NANANENA: Zan Dili (A. İ. Kirizia)
  • LAZURİ TKVANİ ŞENİ: Lazca Dersler (Bedia Leba)
  • LAZURİ GRAMERİ: (Cemil Bucaklişi)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Contes Lazes'dan Bir Metin (Naxaz: Sarigina Beşli)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Lazca Metinler (Prof. Niko Marr)
  • ÇARU DO ĞARU: Muxammedi (Osman Nuri)
  • KARDEŞ KÜLTÜRLERDEN: Gürcü Bilmeceleri
  • GÜRCÜ YAYILMACILIĞI: (G. K. S. / Ş. Natelaşvili'den çeviri)
  • POLEMİK: Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular (Loti Kolxurişi)
  • XAÇKA - SANAT: Bir Film: Albaya Mektup Yok (Marina 3ur3umya ile Söyleşi)
  • BEREPE ŞENİ: Lazuri Nena (Mskva Mjora)
  • MÇARALOBA: Bozomota Malimbu (Mustafa Çakırusta)
  • OKURDAN: Mektuplar
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
GÖRÜŞ:

ÇİZGİ:

  • GÖRÜŞ: Anadilin Çocuk Üzerindeki Etkisi (N3a Dutxe)
  • ŞURİMŞİNE AZLAĞA: (Munir)
  • EDEBİYAT: Laz Edebiyatı (Mçaraloba) Üzerine (Kâmil Aksoylu)
  • ARAŞTIRMA-İNCELEME: Tçani ve Laz Bağlantısı (Ali İslamoğlu)
  • FORUM: Lazların Etnik Kökeni (Av. Şehzat Ayartepe)
  • MOZAİĞİN TAŞLARI: Çerkesler (Hayri Ersoy / Aysun Kamacı)
  • NANANENA: Zan Dili (A. İ. Kirizia)
  • LAZURİ TKVANİ ŞENİ: Lazca Dersler (Bedia Leba)
  • LAZURİ GRAMERİ: (Cemil Bucaklişi)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Contes Lazes'dan Bir Metin (Naxaz: Sarigina Beşli)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Lazca Metinler (Prof. Niko Marr)
  • ÇARU DO ĞARU: Muxammedi (Osman Nuri)
  • KARDEŞ KÜLTÜRLERDEN: Gürcü Bilmeceleri
  • GÜRCÜ YAYILMACILIĞI: (G. K. S. / Ş. Natelaşvili'den çeviri)
  • POLEMİK: Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular (Loti Kolxurişi)
  • XAÇKA - SANAT: Bir Film: Albaya Mektup Yok (Marina 3ur3umya ile Söyleşi)
  • BEREPE ŞENİ: Lazuri Nena (Mskva Mjora)
  • MÇARALOBA: Bozomota Malimbu (Mustafa Çakırusta)
  • OKURDAN: Mektuplar
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Yazan: Besa GUNZEĞZA

GÖRÜŞ:

Yazan: Besa GUNZEĞZA

20 Mart 1994 ve takibeden günlerdeki gazeteleri okuyanlar Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Çanakkale şehitliğindeki törenler dönüşü yapmış olduğu ve resmi politikalar açısından önemli açılımlar ihtiva eden konuşmasındaki görüşlerini ilgi ile izledi. Cumhurbaşkanı yakıcı bir hal alan Kürt sorununun halline yönelik olsa gerek şunları söylüyordu:

"Belki Kürt yoktur, diyenler çok kızacak ama, Türkiye'de Türk ırkından gelmediğini söyleyenleri yadırgamıyorum."

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
EDEBİYAT:

ŞURİMŞİNE AZLAĞA:

  • EDEBİYAT: Laz Edebiyatı (Mçaraloba) Üzerine (Kâmil Aksoylu)
  • ARAŞTIRMA-İNCELEME: Tçani ve Laz Bağlantısı (Ali İslamoğlu)
  • FORUM: Lazların Etnik Kökeni (Av. Şehzat Ayartepe)
  • MOZAİĞİN TAŞLARI: Çerkesler (Hayri Ersoy / Aysun Kamacı)
  • NANANENA: Zan Dili (A. İ. Kirizia)
  • LAZURİ TKVANİ ŞENİ: Lazca Dersler (Bedia Leba)
  • LAZURİ GRAMERİ: (Cemil Bucaklişi)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Contes Lazes'dan Bir Metin (Naxaz: Sarigina Beşli)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Lazca Metinler (Prof. Niko Marr)
  • ÇARU DO ĞARU: Muxammedi (Osman Nuri)
  • KARDEŞ KÜLTÜRLERDEN: Gürcü Bilmeceleri
  • GÜRCÜ YAYILMACILIĞI: (G. K. S. / Ş. Natelaşvili'den çeviri)
  • POLEMİK: Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular (Loti Kolxurişi)
  • XAÇKA - SANAT: Bir Film: Albaya Mektup Yok (Marina 3ur3umya ile Söyleşi)
  • BEREPE ŞENİ: Lazuri Nena (Mskva Mjora)
  • MÇARALOBA: Bozomota Malimbu (Mustafa Çakırusta)
  • OKURDAN: Mektuplar
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Yazan: Kâmil AKSOYLU

EDEBİYAT:

Yazan: Kâmil AKSOYLU

"İkibinli yılların Türkiye'sinde, Misak-ı Milli sınırları içindeki farklı kültürlerin bir arada yaşama biçimlerini oluşturmak zorunluluğu vardır."

Elbette ki, demokrasinin işlemediği, özgürlüklerin yozlaştığı, aydınların saf değiştirdiği, basın ve yayın özgürlüklerinin ekonomik çıkarlara göre kullanıldığı, gazete yerine kuponların satıldığı, nerede ise kitapların hiç alıcı bulamadığı; kısaca toplumun böylesine depolitize edildiği ve üstelik resmi tarih ve kültürın çoğunlukça benimsendiği günümüz Türkiye'sinde Laz Dili ve Edebiyatı'nın hiç yadırganmayıp bölge halkının kültürel değerlerinin taşınmasında bir vasıta olmasını beklemek aşırı iyimserlik olacaktır.

Zira çok acı bir gerçektir ki, bugün Türkiye'nin kültür denizinde "derya içinde olup deryayı bilmeyen balıktan daha tuhaf" yüzmekteyiz. Dileğim, kültür denizinde atılan kulaçların bir an önce tuhaflıktan kurtulup bilince dönüşmesidir.

Tarih boyunca Hıristiyanlık ve İslam gibi iki büyük dinin kavşağı olmuş, Kafkasya'nın etnik mozaiğinde ayrılmaz bir parça olarak her zaman yerini korumuş, ülkemizin küçücük bir bölgesinde yaşayıp tüm bölgeye adını veren LAZLAR'ın da her toplum gibi kendine özgü dilleri kültürleri ve edebiyatları vardır. Bu gün çoğunluk bilmese bile geçmişte bu böyle idi. Lazlar'ın da kendi dillerinde konuşup, kendi dillerinde yazıp kendi kültürel estetiklerini kendi dili ve edebiyatı ile işledikleri bugün çok iyi bilinen bir gerçektir.

Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, Laz Edebiyatını romanı ile masalı ile şiiri ile tüm olarak derli toplu halde okuyucuya sunmak ancak bir özlemdir. Çünkü yeterince kaynak yoktur. Burada dikkat edilecek bir husus da kaynağın yokluğu değil elimizde olmayışıdır. Bugün mevcut bazı yazılı eserler varsa da bir takım araştırma kurumları ve üniversitelerde birer tez niteliğindedir.

Lazlar'ın geçmişte kültürel haklara sahip oldukları biliniyor. Gürcistan'da Lazca gazeteler, Lazca öğretim yapan okullar vardı. Süreç içinde bu haklar kaybolup, Bugün nasıl Türkiye'deki Lazlar Türkçe eğitim görüyorsa, Gürcistan'daki Lazlar da Gürcüce eğitim görmekte, Tiflis Üniversitesinde belki de yüzlerce Laz Dili ve Edebiyatı ile ilgili eser bizleri beklemektedir. Tabi bunlar hep kendi dalında uzman olmayı gerektiren konular olup daha çok araştırmacıların görevi oluyor. Bizim bu yazıdaki amacımız ne tarihi perdeyi aralamakta pay sahibi olmak, ne de her biri akademik kariyer gerektiren, ya da en azından kendi dalında uzmanlık gerektiren konularda fikir üretip işi kör-topal döğüşüne çevirmek değildir. Elbette ki tarih aralanacaktır, elbette ki yöre halkı kendi dili ve edebiyatı ile yeniden buluşacaktır. Ama bütün bunları işinin ehli kişiler yapacaktır. OGNİ gerek kendi bünyesindeki arkadaşlarımızla gerekse ilgili kişi ve kültürel kurumlarla bu işi çoktan başlatmıştır.

Bizim bu yazıdaki asıl amacımız, o coğrafyanın insanları olarak bugün yöredeki geçmişten kalan kültürel kalıntıları eşelemektir. Ve o yörenin halkı olarak günümüzde nerede ise yok olacak kültürel değerlerimizin geleceğe taşınmasında köprü olabilmektir. Bütün toplumlarda olduğu gibi örf, adet ve gelenekler gibi kültürel değerlerimizi taşımada kullanacağımız vasıta, özgün dilimiz ve edebiyatımızdır.

Lazlar, kültürel değerlerini günümüze kadar taşımada yazı dilini değil sözlü dili kullanmışlardır. Son yirmi-otuz yılı saymazsak başarılı da olmuşlardır. Bütün bunlar, tüm engellemelere rağmen sözlü dilin ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Yörede yazı dilinin kullanılmayışı, doğal olarak yazılı edebiyatı da etkilemiş olup yerini sözlü edebiyata bırakmıştır.

Edebiyat denince, edebiyatın anlayış olarak, kavram olarak ya da terim olarak genel bir tanımı gerek. Toplumların kültür değerlerini oluşturan tüm sanatlar gibi edebiyatın da bir dil sanatı olduğunu görüyoruz. Duygu, düşünce ve olayları dil aracılığı ile biçimlendirip (estetikleştirip) karşımıza çıkaran sanattır edebiyat. Estetikleşme ise yazıldıkları coğrafya, bulunduğu ortam ve bağlı olduğu kültüre göre biçimlendirilir sağlanır.

Ansiklopedik araştırmalar "edebiyat" teriminin çok eski olmadığını gösteriyor. Örneğin Türk Edebiyatında "edebiyat" terimi nerede ise Osmanlılar'ın son yıllarında, daha da belirgin olarak Tanzimat'tan sonra kullanılmaya başlanmış. Laz Edebiyatı'ndan söz ederken bu tesbitlerin yapılmanı anlamlı olur kanısındayım. Zira Lazlar ve edebiyatları Anadolu'da ve de Kafkasya'da Türkler'den çok eskidir. Ama Türkler'de de "edebiyat" terimini ilk olarak kimin kullandığı pek bilinmemektedir. Önceleri "şiir ve inşa" (nesir) gibi terimler kullanılmış. Arapça'da ise "ilm-ü edep" (edep bilimi) adı altında söz ve yazıda yanlış yapmamayı öğreten bilim olarak kullanılmıştır.

Kaynaklar Türkler'de ilk örneklerini Tanzimat döneminde Şinasi'nin ve Namık Kemal'in eserlerinde gösteriyor. Tanzimat'tan sonra da Servet-i Fünun'da zaten Recaizade Mahmut Ekrem'le "edebiyatın" terim olarak yaygınlaşıp kullanıldığı bilinmekte.

Laz Edebiyatı'na gelince, belki çok parlak devirler yaşamıştır, bilemiyoruz. Ama Tanzimat gibi, Servet-i Fünun gibi kendi tarihine damgasını vurup halk dili ve edebiyatındaki gelişim sürecini yaşayamamıştır.

Avrupa'da ortaçağı yıkıp yeni çağı açan Hümanizm ve Rönesans düşünceleri filizlenirken, bu düşünceler yeni edebiyat akımlarının da hazırlayıcısı olmuşlardır. Ne acıdır ki, tarihte medeniyetlerin beşiği olan Anadolu ve Kafkasya'nın yerli halklarından Lazlar ve kültürleri Avrupa'daki bu gelişmelerden habersiz bırakılmıştır.

1789 Fransız devrimi dünyaya bağımsızlık, eşitlik, özgürlük gibi ilkeler yayarken Lazlar, Osmanlı İmparatorluğunun geniş yayılımı altında kalıp, Osmanlı Kültür ve uygarlığının etkisine karşı kendi kültür ve uygarlığını koruma yolları aramıştır. Zira geniş yayılmacı politikası nedeni ile Osmanlılar'ın da batıdaki gelişmelerden uzun süre habersiz kaldıklarını biliyoruz.

Bugün yapılan tarihi değerlendirmelerde o küçücük bölge tarihinin savaşlarla dolu olduğunu görüyoruz. İlginçtir, savaşla dolu tarihlerinde Lazlar savaşan değil, hep "uğruna savaşılan" olmuşlardır. Bunun doğal sonucu olarak da kendi kaderlerini başkaları tayin etmiştir. Osmanlılar gelene kadar Bizanslılar'la İranlılar arasında paylaşılamamış. Osmanlılar geldikten sonra da bölgedeki kültür ve uygarlığı, tarihi eserleri yok etmek için ne gerekiyorsa yapmışlardır. Bölge halkı savaşa, zulüme ve acıya adeta dayanıklı hale gelmiştir. Tarih boyunca hangi ülkenin egemenliği altına girdi ise o ülkenin kültür ve uygarlığını almamış, kendi kültür ve uygarlığını yaşatmıştır. Ancak Osmanlı döneminde dini ve kültürel baskılar şiddete dönünce bir yerden sonra artık direnememişlerdir. Bugünkü sınırlar çizilirken de bölge insanı bir elmanın yarısı gibi ikiye ayrılmış, bir yarısı bugünkü Gürcistan'da, diğer yarısı Türkiye'de kalmıştır.

Sarpi Sınır Kapısı'nın açılması ile, yarım elmaların ikinci kuşakları zaman zaman bir araya gelmişlerdir. Bu tarihi buluşmalar süreç içinde gelişen kültür erezyonunun boyutlarını da ortaya koymuştur.

Bugünün Türkiye'sinde Laz Dili ve edebiyatı derken, ancak o coğrafya da halen mevcut olan sözlü dilin getirdiği ve pek bilinmeyen sözlü edebiyatımızdan söz edeceğiz.

Bütün halkların dil ve edebiyatında görünen tüm güzellikleri ve zenginlikleri Laz Dili ve Edebiyatı'nda da görüyoruz. Öyle güzellikler öyle ustalıklar var ki, yazılmadığı halde söylene söylene dilden dile nesilden nesile günümüze kadar gelmiş. İlk bakışta basit aşk ve sevda türküleri ile dolu gibi görünen sözlü edebiyatımız, çok zengin bir çeşidi ve geleneği günümüze taşımaktadır. Elbette ki, her toplumda olduğu gibi Laz Edebiyatı'nda da kadın vardır. Aşk ve sevda vardır.

Bunun yanında çocukluğumuzda bildiğimiz Laz Hikâye ve Masalları'nın La Fontaine'i aratmayacak nitelikte olduğunu söylersek hiç de abartmış olmayız. Diğer taraftan Laz şiir ve manilerinde doğal güzelliklerin işlendiğini görüyoruz. Günümüz sosyal dayanışma ve yardımlaşmaların yapı taşlarını oluşturmuş imeceler ise, sözlü Laz Edebiyatı'nda başlı başına bir konudur. Sosyal yardımlaşmayı özendirmek içini söylenen "helessa yalessa" sesleri ile çevreye yardımlaşma çağrısı yapan manilere günümüzde diyemesek bile, çok yakın bir geçmişe kadar rastlanıyordu.

Şimdi bu güzellikleri hep birlikte sırası ile görelim. Hepimizin bildiği gibi imeceler Lazlar'da çok önemli bir gelenektir. Günümüzde de memleketin bazı yerlerinde bu gelenekler özenle korunuyor. Bir kadın imecesi olan "nodeyi" den başlayalım.

Bu şiirde doğa, güzellik ve yardımlaşma bir orada işlenmiştir. Memlekette ilkyaz geldiğinde doğada olduğu gibi insanlarda da bir kıpırdanma başlar. Tarıma dayalı ekonomi kışın insanları ister istemez yatırıp tembelleştiriyor. İlk bahardaki doğal uyanma ile birlikte tarla ve bahçe işleri de başlıyor. Arkabi'de bir bahar arifesinde yazılmış olan bu şiir Karacaoğlan'ın Çukurova'da şubat ayından kış yelini kovdurmasına gönderme yapıyor (2). Nisan ve Mayıs ayları Memlekette bir başkadır. Bir ayrıcalıktır memlekette ilkyazı yaşamak. Tarlaları dolduran Laz kızları ve gelinleri, renk renk giysileri ve yazmaları ile adeta bir çiçek bahçesi gibidir. Gelin hep birlikte mısralarda görelim:

Yoyi nana yoyi xolo komoxtu yazi Noderepe d_ivasen bazi bazi Kimik yazma kimik moytfasen kazi Pukurasen duzluğepe dadi çkimi

Bazi oncğarayi yen dido nezuği Gayiti var açkomen iven yazugi Gozokoreyi poggas uğun azuği Haşşo bozope ti renan dadiçkimi

Kimi tembeli iven mbeliz koyacaben Ondğener gayişe muço daçaben Kinoni kitepes bureği kogaçaben 3anda sarma diveni dadiçkimi

Kimi keskiniren ezixorons mbeliz Varti eludgitun heşşo tembeliz Dirduya dogazonen gedgitaşi mbeliz Sum zana çkva kunon dadiçkimi

Aşıklar vardı su kadar duru, çiçek kadar güzel. Aşıklar vardır gökyüzü kadar geniş. Ve aşklar vardır Kerem ile Aslı gibi, Leyla ile Mecnun gibi efsaneleşmiş. Ve ayrılıklar vardır aşıkların yazgılarında. Hasretlik, özlem, acı depolar yüreklerde, sonra birikir birikir ezgi olur dillerde.

İşte şimdi sevdiği erkeği Tuna'da kalan bir kızın türküsü. Ne çok da benziyor Yemen Türküsü'ne (1):

Zenis borti Tunaşa itışkule Yano yano geliti ondgeşkule Mabgarinu nena varmomçışkule Motmemikomer naşuyi mişinare

Ntxirişen mebli saği xe mefaxeri Gzalepez gelapxe tolepe mofaxeri Ma hak bore do si Tunas elaxeri Motmemikomer naşuyi mişinare

Şimdi de sevdiği kızı alamayan bir Laz delikanlısının ezgisi:

Avli s_lganiz gedgin limxanaşi bardi Nanaskaniz heko ordo mot ardi A kva ve elçi megişkvişi varmemikordi Domçvi do domxali gyuliçkimi ma

Jin jin goxti îcinçğşi msva niçani Miş yeleğiz mişi kopça gyoçani Ma var momçi do si miz meçi koçani Domçvi do domxali gyuliçkimi ma

Şimdi de yine bir delıkanlıdan hayırsiz sevgılıye beddua:

Mupeyi megomskun uça ntomape skani Vargamulun gyuli oropa skani Na Tangrik ezdasen nana do babaskani Varmoxelini si ti na var ixelare

Diya diya deyi pucis ucoxam Hem mskva nena skani mot gamicoxam Gelulu duzişe mot varmicoxam Varmoxelini si ti na var ixelare

Lazlar aşk ve kadın konularını şiirlerde işlerken yalnızca hasretlik, özlem, ayrılık gibi konularla kalmayıp, kadında erotizmi bile şiirlere sokmuşlardır. Nasıl mı? Gayet basit ve hoş bir şekilde:

Karmaieşi kfalepe Okoxenan dalepe Gepça do butkvasına Ubaşi makvalepe

Burada genç kızların göğüsleri koyunda saklanan yumurtaya benzetiliyor. Aşağıdaki mısralarda ise tabii biraz daha ileri gidiliyor:

Isinaşen gebulu 3an3a elakideyi Ar bozo komemagu buzzepe gelakideyi

Dizelerinden sonra hemen bir açıklama gerekir. Herkesin bildiği gibi "isina" Lazlar'da küçük gurbettir. Çoğunlukla da erkek gider. Ya kışlık odununu hazırlamak için gidilir. Ya da Ağustos ayında atmaca için gidilip bazen bir hafta on gün kalınıyor. İşte yukarıdaki dizeler olsa olsa "isina"dan inen bir erkeğin kadın özlemini dile getiriyor. Yoksa pratikle elbette ki böyle bir şey olamaz.

Bu şiirleri sıralamayı sürdürürsek sonu biraz zor gelecek. Laz şiirleri yalnızca aşk ve sevdadan söz etmez. Aşk şiirlerinin yanısıra epik, dramatik ve sosyal içerikli çağdaş şiirler de vardır.

Lazlar'da imece usulü çalışma sırasında hep birlikte söylenen türkülerden bir örnek:

Helessa yalessa Çkuni duzepes noderi Tutaş tes ti iven seri Bozo gogostu kemeri Helessa yalessa

Ağne oxorişi nusa Jur tutayi noğamisa Ar domiğyvati isa İvareyi gkunı nusa? Helessa yalessa

Si ma guri domitaxi So iğare çkimi gyunaxi Helessa yalessa

Bu türkünün kaynak kişisi: Fadime Tandilava

Biçişi Obiru

Mosa kogelegidgi Gunzze gzalepe giğun Putiş putişi irde Heko omзku mot giğun Eyseli do kogzira Mupevi tani giğun

Ne guzze do ne mkule Si orta fani giğun Tolepe pilicani Mupeyi ofidi giğun Bozo oxoyi skani Sicaşi kismeti miğun

İşte şimdide bir destan kahramanını anlatan dizeler:

Ağne dzikva mozitu Livoyi şkaz nozitu Kçe nзxeniz gexuneri Nзas kudeli muzitu

Bu dörtlüğün Türkçe'si: Yeni pantolon giyerdi Tabancayı beline koyardı Beyaz atına bindi mi Kuyruk göklere değerdi

(Bana tarz olarak Keşanlı Ali Destanı'nı çağrıştırıyor)

Çağdaş Türk ve Dünya edebiyatını Laz Dili ve Edebiyatı ile karşılaştırdığımızda da çok olumlu sonuçlar alınabiliyor. Dil ve özgün anlatım olarak hiçbir anlam karmaşası olmadan basit denebilecek çeviriler yapabiliyoruz. Örneğin Nazım Hikmet ya da Sabahattin Ali'nin bir çok şiirlerini kolaylıkla Lazcaya çevirebiliyoruz (Aşık Veysel de eklenebilir).

Bunun en iyi örneklerinden biri, evrensel bir anlam taşıdığından Nazım Hikmet'in "Kız çoğuğu" adlı şiiri olacaktır.

KIZ ÇOCUĞU

Kapıları çalan benim Kapıları birer birer Gözünüze görünemem Göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli Oluyor bir on yıl kadar Yedi yaşında bir kızım Büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce Gözlerim yandı kavruldu Bir avuç kül oluverdim Külüm havaya savruldu

Çalıyorum kapınızı Teyze amca bir imza ver Çocuklar öldürülmesin Şeker de yiyebilsinler.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Zaten bu yazdıklarımız çoğunlukça bilinen şeylerdir. Asıl, kültürel değerlerimizin bugün, var olmakla yok olmak arasında can çekiştiğini görmemiz gerekiyor. Bu yok oluşa göre insan olarak katkıda bulunduğumuzu bilmek gerekiyor. Hiçbir dilin, hiç bir kültürün kaybolmasından yana değiliz. Atalarımızdan devraldığımız bu kültürel mirası çocuklarımıza ulaştırmakla sorumluyuz.

İşte bu yazımızda, bu konuda uzman olanlara, bu konuda birikimi olanlara, bu konuda sorumluluk taşıyanlara bir mesaj verebilmişsek amacımıza ulaşmışızdır. İkibinli yıllarda kültürel değerlerimize ve mirasımıza sahip olabilmek, Türkiye mozaiğinde insan olabilmenin en belirgin koşulu olacaktır.

DİPNOTLAR:

  1. Büyük Larousse s. 3515
  2. Çukurova bayramlığını giyerken / Çıplaklığın üstünden soyarken / Şubat ayı kış yelini kovarken / Karacaoğlan

OGNİ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
FORUM:

ARAŞTIRMA-İNCELEME:

  • FORUM: Lazların Etnik Kökeni (Av. Şehzat Ayartepe)
  • MOZAİĞİN TAŞLARI: Çerkesler (Hayri Ersoy / Aysun Kamacı)
  • NANANENA: Zan Dili (A. İ. Kirizia)
  • LAZURİ TKVANİ ŞENİ: Lazca Dersler (Bedia Leba)
  • LAZURİ GRAMERİ: (Cemil Bucaklişi)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Contes Lazes'dan Bir Metin (Naxaz: Sarigina Beşli)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Lazca Metinler (Prof. Niko Marr)
  • ÇARU DO ĞARU: Muxammedi (Osman Nuri)
  • KARDEŞ KÜLTÜRLERDEN: Gürcü Bilmeceleri
  • GÜRCÜ YAYILMACILIĞI: (G. K. S. / Ş. Natelaşvili'den çeviri)
  • POLEMİK: Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular (Loti Kolxurişi)
  • XAÇKA - SANAT: Bir Film: Albaya Mektup Yok (Marina 3ur3umya ile Söyleşi)
  • BEREPE ŞENİ: Lazuri Nena (Mskva Mjora)
  • MÇARALOBA: Bozomota Malimbu (Mustafa Çakırusta)
  • OKURDAN: Mektuplar
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Yazan: Avukat Şehzat AYARTEPE

FORUM:

Yazan: Avukat Şehzat AYARTEPE

Lazlar'ın Kafkasya'dan, "Milâdın birinci yüzyılı içinde" Doğu Karadeniz Bölgesine gelip yerleştikleri ve farklı bir dil konuştukları ve bu dilin ayrı bir soy dili olduğu bilinmektedir. Fakat soylarının kökleri, nereden çıktığı konusunda yeterli bilgilere rastlanılmıyor. Milletler etnik kökenleri üzerinde kuşaktan kuşağa ve kulaktan kulağa mitolojik hikayeler taşımaktadır. Bu yazıda ve bu doğrultuda Lazlar hakkında dinsel ve tarihsel bir teori işlenecektir.

A.- TEOLOJİK TEORİ:

İlk kaynak olarak Kitabı Mukaddes Tevratı Şerif yahut, Eski Ahit ile karşılaşılmaktadır. Tekvin bölümünün 6'ncı babı ve 5'nci sahifesinde; "Nuhun zürriyetleri bunlardır. Nuh sadık adamdı ve kendi devirlerinde kamildi; Nuh Allah ile yürüdü. Ve Nuh üç oğul babası oldu: Sam ve Ham ve Yafet. Ve Allahın önünde yeryüzü bozulmuştu ve yeryüzü zorbalıkla dolmuşdu. Ve Allah yeryüzünü gördü ve işte bozulmuştu: çünkü yeryüzünde bütün beşer yolunu bozmuştu."

Kitabı Mukaddes'de bu olaylar tufanın bereketleri olarak vurgulanmaktadır. Sayısı milyarlara ulaşan dünya nüfusunun kötülüklerden arınmış zürriyetler istenilmektedir. Tufan bunun için olmuştur. Tufandan sonra ve Nuh soyuna bağlanan çeşitli uluslar oluştuğu varsayım olarak bir teori vardır. Nitekim Kitabı Mukaddes'in 9'ncu bap ve 7'nci sahifesinde; "Ve Allah Nuhu ve oğullarını mubarek kılıp onlara dedi: Semereli olun ve çoğalın ve yeryüzünü doldurun."

Kitabı Mukaddes'in 10'ncu bap ve 8'nci sahifesinde de şu bilgiler yazılıdır. Bilgilere dikkat edilirse soy temeli ata erkil bir sistem üzerine kurulmuştur. Bu bapda, "Nuhun oğulları Sam ve Ham ve Yafet'in zürriyetleri bunlardır: ve tufandan sonra onlara oğullar doğdu", deniliyor ve Yafet'in oğullarının adları bir bir sıralanıyor:

"Yafet'in oğulları: Gomer ve Mecüc ve Maday ve Yavan ve Tubal ve Meşek ve Tiras. Ve Gomer'in oğulları: Aşkenaz ve Rifat ve Togarma ve Yavan'ın oğulları: Elişa ve Tarşiş ve Kittim ve Dodanim. Memleketlerinde her biri diline göre, milletlerin de kabilelerine göre, milletlerin adaları bunlardan bölündüler."

Görülüyor ki, Kitabı Mukaddes, zürriyetlerin uluslaşmasında, "DİL" faktörünün birleştirici fonksiyonunu ve etkinliğini vurguluyor. Teolojik teoriyi bu sürecinde kesip daha pozitiv olan historik belgeye geçilebilir.

B.- TEORİNİN TARİHSEL KANITLANMASI:

Dayanılan belge Büyük İslam Tarihi Ek 15'nci cildidir. Bu kitap değerli bilim adamı Prof. Dr. Nadir DEVLET tarafından kamuya sunulmuştur ve ciddi bir kaynaktır. Kitabın yedinci bölümünde Kafkasya incelenmektedir. Ve 288 ile 289 sahifelerinde Lazlar'ın etnik orijini ortaya çıkmaktadır. Özel olarak "Kafkasya Müslümanları" kenar başlığı altında kısa ve fakat ikna edici tarihsel bir analiz yapılmıştır. Kitaptan alıntı olan metin şudur:

"Kafkasya'da Ermeni ve Fars dil ailesine mensup Ossetin'lerin dışındaki gayri Türki toplulukları üç grupda, 'Abhaz-Adige, Kartvel ve Çeçen-Dağıstan' mütalaa etmek mümkündür. Bunlara dahil olanlardan 4 milyon nüfusa sahip olan Gürcüler'in, 'ancak bir kısmı Müslüman' dışındakilerinin ekseriyeti müslümandır. Aşağıdaki tablo Kafkasya Yafet dil ailesinin dağılımı hakkında genel bir fikir verecektir."

Bu yazı aslında Lazlar'ın Yafet dil ailesinden ve teolojik Nuh teorisine uygun olarak geldiklerini kanıtlamak için kaleme alınmıştır.

C.- KAFKASYA YAFET DİL AİLESİNDE LAZLAR'IN YERİ:

Adı geçen tarih kitabının 289'ncu sahifesinde Kafkasya YAFET Ailesinin şematik bir secere tablosu da sunulmuştur. Tablonun tümü yazıya eklenmiş ve fakat yalnız Lazlar'ın yeri buraya sözel olarak aktarılmıştır.

C/a.- Kafkasya Yafet Ailesinin Üç Anakolu: 1.- Kuzey-Batı "Abhaz- Adige" gurubu, 2.- Güney "Kartvel" grubu, 3.- Kuzey-Doğu "Çeçen- Dağıstan" grubu.

C/b.- Lazlar'ın Yer Aldığı Grup: Lazlar, "Güney-Kartvel" yani ikinci grupta yer almıştır. Ancak bu grup dahi bir üç alt gruba daha dağılmaktadır. Bunlar da ortak kökenli ve ortak yörelidirler: 1.- Gürcüler, 2.- Zanlar, 3.- Svanlar.

Bu ayırımda Lazlar'a en yakın kol 2'nci sıradaki "ZANLAR"'dır. Bu koldan Lazlar'a ulaşmak için ikili bir alt bölünmeye daha inmek gerekir. Bu bölümü iki küçük kol olarak görüyoruz: 2/b.- ZAN "Mingrel" 2/b.- ZAN "Laz—Çan"

Böylece Lazlar'a ulaşmış oluyoruz. Milâdın birinci yüzyılında göç ile yerleştikleri Doğu Karadeniz Bölgesi'nin ATİNA/PAZAR, ARDEŞEN, VİTSE, ARHAVİ ve HOPA, kendilerinin öz vatanları olmuştur.

Buradan da göçler görülmüştür. Ancak bu göçler daha çok ekonomik olup terk anlamında değildir ve aslına bağlı kalınmıştır.

D.- SONUÇ:

Kitabı Mukaddes ve pozitiv belgesel tarih; LAZLAR'ın, NUH'un Kafkasya'da yerleşik oğlu "YAFET AİLESİ" soyundan geldikleri hakkında, aydınlatıcı bilgiler taşınmaktadır. Bu nedenle LAZLAR'ın tarih içinde kayıp bir etnik grup olmadıkları görüşündeyiz.

Şunu da not etmek gerekir: Çağlar boyunca Kafkasya üzerinde ağır etkileri görülen büyük devletler vardır. Örneğin Bizans İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu, Pontus İmparatorluğu, İslam İmparatorluğu ve de Osmanlı İmparatorluğu'nu görüyoruz. Bu büyük devletler Lazlar'ın politik bilinçlerini asimilasyon yöntemi ile dumura uğratmışlardır.

KAYNAKÇA:

  1. GOLOĞLU Mahmut, PONTOS 1973, sh. 109.
  2. Kitabı Mukaddes Şirketi, KİTABI MUKADDES 1972.
  3. ÇAĞ YAYINLARI TİC. VE SAN. A.Ş. yayınlarından: DEVLET Nadir, Prof. Dr., Büyük İslam Tarihi Ek 15. Cild.
  4. AYARTEPE Şehzat Av., KARADENİZ HABER GAZETESİ, 1 ARALIK 1976 - SAYI: 41.

OGNİ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Yazan: Hayri ERSOY / Aysun KAMACI

MOZAİĞİN TAŞLARI:

Yazan: Hayri ERSOY / Aysun KAMACI

Ülkemizdeki halklar ve kültürler mozayiğinin renklerini ve çizgilerini ne kadar tanıyoruz? "Tek bayrak, tek dil, tek millet" anlayışıyla resmîleştirilen politikanın, toplumsal yaşamımızda en çok hissettirdiği kuraklık; birbirine yabancı, birbirini tanımayan ya da ancak inkârın süzgecinden geçirerek kabullenen kitleler topluluğu olduk. Diğer her şeyi olduğu gibi "Kardeşliği" de hamaset edebiyatına mahkûm ettik. Oysa tanımadan tanışmadan nasıl bir kardeşlik? Lazlar'dan sonra bu sayımızda Çerkesler'i konuk ediyoruz...

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Yazan: A. İ. KİRİZİA

NANANENA:

Yazan: A. İ. KİRİZİA

Megrelce ve Lazca, Zanca'nın coğrafi olarak ayrı iki lehçesidir. Megreller, esas olarak Batı Gürcistan'da yaşarlar ve Kolhid ile Abhaz Özerk Cumhuriyetleri'nde geniş bir yer kaplarlar. Bugünkü Laz nüfusu, Türkiye'de Karadeniz kıyısında yaşar. Megrelce Gürcüce'nin batı diyalektlerinin kuşatması altında kaldı. Lazca diyalektinin güney ağızları üzerinde ise, Grekçenin etkisi oldu. 18. yüzyıldan sonra Lazca diyalektiği, Türkçe'nin güçlü etkisi altına girdi. Lazca ve Megrelce'nin söz dağarcığı değişik dillerin kuşatması altında kaldığı için, ayrı diller olarak görüldüler; ancak dikkatli araştırmalar sonunda onların aynı dilin diyalektleri olduğu, gramer yapıları açısından gösterildi.

Zanca yazılı materyaller daha 17. yüzyılda Türk seyyahı Evliya Çelebi tarafından not edildi ve yayınlandı; fakat bunları güvenilir bulmak mümkün değildir. Çünkü neredeyse bütün sözcükler ve deyimler (söz kalıpları), tahrif edilmiş durumdadır. 1771-1772'de Gürcistan'ı gezen I. Güldenstadt Gürcüce, Megrelce ve Svanca sözcükleri Almanca açıklayan bir sözlük yazdı. Ancak sözlükte, bu dillerin leksikolojik özellikleri belirtilmemişti ve hatalar vardı. G. Rosen, 1844'te Laz diyalektiğinin gramatik bir özetini sunmaya çalıştı; 1846 yılında ise Megrelce'nin gramerini yazdı.

Megrelce diyalekti, iki ağızdan oluşur: Zugdid-Samurzakan ve Senak ağzı. Zugdid-Samurzakan ağzının alt ağzı Cvar; Senak ağzının ise Martvil'dir. Lazca üç ağıza ayrılır: Hopa, Vi3e-Arkabi ve Atina ağızları. Hopa ağzının alt ağzı Çxala, Atina ağzının ise Bulep-Artaşen ağızlarıdır. (N. Marr, A. Çikobava)

Zanca (ya da Megrelo-Çanca) Kartveli dil grubundan alfabesi olmayan bir dildir. Megrelce ve Çanca "Zanca" (Rusça: Zanskiy Yazik) adı altında birleşir. Megreller kendilerine Margal (Margallar), Çanlar ise "Laz" derler. Gürcücede "Megreller" ve "Lazlar" olarak geçer.

Laz diyalektinin ağızları arasında fonetik ve morfolojik farklar vardır. Morfolojik olarak Hopa ağzında:

a. Gelecek zaman çekimi, yardımcı fiiller aracılığıyla yapılır. "minon": istiyorum; "ginon": istiyorsun; "unon": istiyor. b. 3. grup zamanlar "ere, ere-ts" aracılığıyla yapılır. c. Şimdiki zaman "-r" sonekleri yardımıyla yapılır. d. "up-ip" sesi zayıflar.

Atina ağzında:

a. Şimdiki zaman "-ere" yardımcı fiili aracılığıyla yapılır. b. 3. grup zamanlar "doren, dortsu (n), dortas" yardımcı fiilleri aracılığıyla yapılır. c. ergatif ve datif hallerinde sert bitimli sözcükler yumuşar. d. Artdilsiler yumuşarlar: g > k, k > k'.

Vi3e-Arkabi ağzında:

a. Ünlülerin önünde "b- (g-)" özne öneki bulunur. b. İşaret sıfatlarının kendine özgü çekimi (kuruluşu) vardır. c. Şimdiki zaman "-om/-um" sonekleriyle yapılır. (A. Çikobava)

Megrelcenin Senak ağzında "i" sesi, Zugdid-Samurzakan ağzında "o"ya dönüşürken; "e" sesi de "i"ye, "o" sesi "u"ya veya "va"ya dönüşür. Örnekler:

Senak Ağzı Zugdid-Samurzakan Türkçe
ni3e no3e bari, hiç olmazsa
3abiki 3abuki (çevrilemedi)
teni bini dana
toma tuma saç
kora kvara hayat (ya da karın)
bola bvala dağ

SES BİLGİSİ

Zan dilinde beş temel ünlü harf vardır: a, e, i, o, u. Ayrıca yarı ünlü "ı" ve irrasyonel ünlü "e, a" vardır. Ünlülerin yarı ünlü "y" ile birleşmesiyle "y"leşmiş ünlüler oluşur: "ya", "ye", "yo", "yu". Bunlar dar ünlünün geniş ünlülerle yan yana gelince diftonglaşma eğiliminden dolayı her iki diyalektte de bulunur. Örneğin: Lazca "yopşa", Megrelce "epşa//opşa": doldurulmuş; "kyetsi": değnek...

"a" ünlüsüne Megrelcenin Zugdidi-Samurzakan ağzında rastlanır. Örneğin: "ka": palamut; "çkaçka": emzikli bebek; "sizamari": düş...

Zan dilinde 30 ünsüz harf vardır. Gürcüceye benzeyen seslerin yanında "f" ünsüzü ve Lazca diyalektinde yabancı dillerden geçen sözcüklerde "f" sesi vardır. Gürcüce ile karşılaştırılınca, ancak birkaç ünsüz kuraldışılık gösterir:

  1. Senak ağzının Martvili alt ağzında "l" sesi zayıftır ve "y"ye dönüşür: "buyeki" < "buleki": turp; "yomi" < "lomi": Aslan.
  2. "g" sesi "ğ" sesinin yerine geçer. Örneğin: "yci" < "guci": kulak; "ude" < "güde": ev vb. Ancak bazı sözcüklerde bu ses korunmuştur. Örneğin: "garauli"//"garuli": karakol; "gavari": padavra, sendere...

Laz diyalektinde Megrel diyalektinden farklı olarak "f" sesi Türkçe'den, Grekçe'den ya da başka dillerden alınan sözcüklerde bulunmaktadır. Örneğin: Türkçe "hafta": pazar; "musafiri": konuk; Grekçe "ofidi" < "ofridi": kaş vb. Diş-dudaksıl "v" dilsilerden sonra gelince dudak-dudaksıl haline gelir ve "u"ya yaklaşır. Örneğin: "qvali" > "qüali": peynir; "kva" > "küa": taş vb. "r" sesi zayıftır ve iki ünlü arasına ya da "s" ünsüzünden sonra gelirse düşer: "bee". "u" sessiz harfi Vi3e-Arkabi ağzında da vardır; ancak Hopa ağzında kullanılmaz: Vi3e-Arkabi "uci", Atina "uci", Hopa "uci": kulak.

Atina ağzında karakteristik olarak "g, k, k" artdilsil sessizleri damaksıllaşır: (g > c, k > ç, k > ç'). "gyari" > "cari": yemek; "bergi" > "berci": çapa; "toki" > "toçi": ip; "laki" > "laçi": enik; "tilki" > "tilçi": tilki.

Laz diyalektinde Megrelce'den farklı olarak "3q, çg" kompleksleri yoktur. Vi3e, Arkabi ve Hopa ağızlarında "q" sesinin yerini "k" sesi alır; bu ses Atina ağzında hemen hemen düşer. Karşılaştırma; Hopa-Vi3e-Arkabi: "tkebi": deri; "3kari": su; "goçkondu": unuttu; Atina: "tebi", "3ari", "goçondru". Lazca'da "q" sesinin yerini "k"den önce gelirse "v" alır: Hopa "qvari" - Vi3e-Arkabi, Atina "kvari": karga; Hopa "qvali" - Vi3e-Arkabi, Atina "kvali": peynir.

Zanca'da Gürcüce'ye uygun olarak sözcükler bir, iki ve üç hecelidir. Orta hece ünlüdür. Heceler açık ve kapalıdır. Zanca'da vurgu hafiftir ve önemsiz bir rol oynar. İki heceli sözcüklerde vurgu ikinci heceye düşer. Laz diyalektiğinin Arkabi ağzında ikinci hecede kuvvetlendirici vurgu görülür. Bu durumda vurgulu ünlü uzatılarak telaffuz edilir. "Hek dohedi!": Otur orada! "Babaskani so idu?": Baban nereye gitti?

Zanca'da ünlü ve ünsüz uyumu çok yaygındır.

MORFOLOJİ

Zanca'da bütün isimler çekime uğrar. Megrelcede ismin on hali vardır: Yalın hal, ergativ hali, dativ (-e) hali, genitiv (-in) hali, yönelme hali, koyma hali, ile hali, amaçlılık hali, dönüşüm hali. Son iki hal Lazca'da yoktur.

Hal Adı Megrelce Lazca
Yalın hal koç-i koçi
Ergativ hali koç-k koçi-k
"e" hali ko-s koçi-s
Genitiv hali koç-iş (i) koçi-ş (i)
Yön gösterme koç-isa koçi-sa
Nitelik hali koç-işe koçi-se (n)
"ile" hali koç-it (i) koçi-te (n)
Amaçlılık hali koç-iso -
Dönüşüm hali koç-i -

İsim gövdeleri değişmez. Ancak Megrelcede "a" ünlüsü ile biten isimlerde bu ünlü çoğul halinde kaybolur: ("rkina": demir; "rkin-ep-i"). Megrelcede çoğul eki "-ep", Gürcüce'de "-eb", ergativ ve dativ hallerinde fonetik olarak değişir: -ep > -en. Lazca'da ise sessizle biten adlar "-ep" sonekini, sesliyle bitenler de "-p" ekini alır.

Megrelcede adların küçültülmesi, şu eklerle yapılır: -a, -ia, -hu. "Davita", Davit'in küçültülmüş şekli; "Dzokoia", Dzokocuk; "hehu", evcik. Lazca'da şu ekler aynı görevi üstlenir: -ina, -ena, -itsa, -etsa, -ika. "oxori": ev, "oxorina": evcik; "bere": çocuk, "berena//berettsa": çocukçuk.

Şu ya da bu yerli (o yere ait, oradan) olmayı bildiren adlar, "-ur" sonekiyle yapılır. Megrelcede çoğul halinde "-ur"-un yerini "-ar" soneki alır. Lazca'da "-ar" soneki yoktur. "-ur" soneki "l" ünsüzünün bulunduğu ad gövdelerinin etkisi altında "-l"ye dönüşür. Megrelcede "Zugdiduri": Zugdidli; fakat "Zugdidarepi": Zugdidliler şeklinde kullanılır. "Horga" - "Horguli" - "Horgilepi": Horgalılar. Lazca ile karşılaştırılırsa "Sarpi": "Sarpeli" - "Sarpelepe": Sarpiyalılar şeklinde olduğu görülür.

Sıfatlar ikiye ayrılır: Basit ("didi": büyük; "ağne": yeni) ve türemiş sıfatlar ("gotsoneri": geçen yılki; "userseli": sessiz). Basit sıfatlar niteleme sıfatlarıdır. Türemiş olanlar ise ilgi sıfatlarıdır.

Sıfatlar, adlarda olduğu gibi tekillik, çoğulluk ve hallere göre çekime uğrar. Niteleme sıfatlarının dereceleri: Karşılaştırma, hafifletme ve eşitleme. Megrelcede karşılaştırma derecesi "u-...-as" ekleri ile yapılır (Gürcücede "u-...-es"). "udidasi": en büyük; "umağalaşi": en yüksek. Hafifletme derecesi için Gürcüceye benzer biçimde "mo-...-e//mo-...-o" ekleri kullanılır. "Mouce": karamsı; "modido": büyümsü. Eşitleme derecesi "ma-...-a" aracılığıyla yapılır. "maşhva": bu kadar kalın; "mauca": bu kadar kara; "madida": bu kadar büyük.

Bir özelliğe sahip olmayı bildiren sıfatlar "-a, -am" ekleriyle oluşturulur. "Sumguca": üç yapraklı; "osurami": evli (erkekler için), "primulami": sakallı. Bir özelliğin ya da şeyin olmadığını bildiren sıfatların oluşması için "u-" öneki ve "-e//-o, -ur, -el//-ol" sonekleri kullanılır. "Dudi": baş, "udude//ududo": başsız, kafasız; "dida": ana, "udide//udido, udidoli": anasız; "bedi": mutluluk, "ubeduri": mutsuz; "koçi": insan, "ukoçuri": ıssız, tenha (insansız).

Sayı sıfatları, basit ve karmaşık olarak ikiye ayrılır. Basit sayı sıfatları: Megrelce "arti (1), juri (2), sumi (3), othi (4), huti (5), amşuvi (6), şkviti (7), ruo (8), çhoro (9), viti (10)". Lazca aynı sırayla "arti // ar, jur // cur // jui, sumi, otho, huti, amşvi, şkviti, ovro // uporo, çhoro // çhovro, viti". 10'dan sonraki sayılar, onluk ve yirmilik düzene göre oluşturulur. Megrelce "vitaarti" < "vit do arti", sözcük çevirisiyle "on ve bir"; "vitojiri" < "vit do jiri": oniki; "eçdohuti": yirmibeş; "eçdoviti": otuz. Lazca "vitsvar // vitoar": onbir; "vitsocur": oniki; "eçdoviti": otuz.

Sıra sayıları "ma-...-a", "ma-...-ani" ekleri ile oluşturulur. Megrelce "mahuta": beşinci; "maamşuva": altıncı. Lazca aynı sırayla "mahütani", "maamşvani". Kesirli sayılar "na-...-ori", "na-...-ali" ekleri yardımıyla kurulur. "Nasumori": üçte bir; "naothali": çeyrek; "nahutali": beşte bir.

Kişi zamirleri: Megrelce "ma": ben; "si": sen; "ina": o; "çki" // "çku": biz; "tkva": siz; "tinepi": onlar. Aynı sırayla Lazca: "ma" // "si" // "himu" // "çku" // "tkva" // "hentepe".

Zancada fiillerin kişi, tekillik, çoğulluk, zaman, kip, versiyon, çatı, potansiyel, ilişki, bağlantı kategorileri vardır. Fiiller, statik ve dinamik olarak ikiye ayrılır.

Tek kişili özne işareti (göstergesi) "v-", ünlülerin ve dişsil ünsüzlerin "b, p, v, m" önünde korunur. "vorçuek": görüyorum; "vufunk": kemiriyorum; "vpulunk": ısırıyorum. Ancak ünsüzle başlayan sözcük gövdelerinde "p"ye veya "b"ye dönüşür. "psorhunk": kesiyorum; "bkarunk": yazıyorum. Lazca'da tek kişili özne harfi "v-"den "b-"ye dönüşür. "bgorup": arıyorum; "bgibup": pişiriyorum.

Megrelcede tek ve iki kişililer, "-k" ekini alır. "Ma bkarunk": yazıyorum; "si karunk": yazıyorsun. Lazca'da ise "-r" ekini alır. "ma virder": büyüyorum; "si irder": büyüyorsun.

Zanca zaman biçimleri ve kipleri açısından zengin bir dildir. Megrelcede 15 biçim, Lazca'da 14 biçim vardır. Başlıca zaman biçimleri, şimdiki zaman ve geçmiş zamandır.

Lazca'da gelecek zaman şu biçimlerde oluşturulur: 1. Önekler aracılığıyla şimdiki zamandan "bogzam": yakıyorum; "kodobogzam": yakacağım. 2. Dilek kipi 2 aracılığıyla. 3. Değişik yardımcı fiillerle.

Zancada fiillerin üç çatısı vardır: Etken, edilgen ve nötr.

İsim fiiller cümlede normal isimler gibi kullanılır: o-...-u/a ekleriyle oluşturulur. Lazca "otkvalu": söyleme; "obahu": vurma. Bu durum Megrelcede de görülür: "omulebu": çalışma; "ogurapu": okuma, öğrenim.

Zarflar: yer (ji: yukarı; tudo: aşağı), zaman (cuma: yarın; goğa: dün; andğa: bugün), nitelik (lekino: hafifçe; koçitsalo: insanca).

Soru edatları Megrelce ve Lazca'da farklıdır. Megrelcede soru "-o" ekiyle sorulur: "komortuo?": geldin mi? Fakat Lazca'da "-i" ekiyle yapılır: "komohtui?": geldi mi?

En çok kullanılan ünlemler: a, e, vay, oy, hey...

SÖZ DİZİMİ

Megrelcede geçişsiz fiillerin özneleri yalın haldedir. İkinci grup zamanlar için ergativ hali kullanılır. Lazca'da geçişli fiilli cümlelerde özne daima ergativ (n) halinde bulunur. "Zurabik toki gorups": Zurap ipi arıyor; "Zurabik toki dogoru": Zurap ipi buldu.

SÖZ DAĞARCIĞI

Zancanın temel söz dağarcığını (sözlüğünü), genel Kartveli söz dağarcığı oluşturur. Megrel diyalekti, tarihsel olarak Gürcüce'nin etkisi altında kaldı: "tavisupali": özgür; "hutsledi": beş yıllık plan vb. Laz diyalekti, Gürcüce'nin ("biçi": oğlan; "toki": ip vb) yanı sıra Grekçe sözcükler de aldı: "troni": sandalye; "dulya": iş, mesele. Daha sonra Türkçe'nin güçlü etkisinde kaldı ve Türkçe sözcükler aldı: "tufeği": tüfek; "ahşami": akşam; "gelini": gelin; "demiri": demir.

ZAN DİLİ VE KÜLTÜRÜNE İLİŞKİN KAYNAKÇA

  1. Lazuri Alboni, Parpalı yay., Almanya 1984.
  2. M. Vanilişi - A. Tandilava (Çev: Hayrioğlu), Lazlar'ın Tarihi, Ant yay., İstanbul 1992.
  3. Anlatan: Talat Halman, Şiirlerle Laz (Karadeniz) Fıkraları, Bilgi yay., Ankara, 1992.
  4. Tirebolulu H. Alpaslan, Trabzon İli Laz mı Türk mü?, Giresun.
  5. Bıjıskıyan, Karadeniz Kıyıları Tarih ve Coğrafyası, İstanbul Üniversitesi Ed. Fak. yay., İstanbul, 1969.
  6. Müslüm Kabadayı, "Karadenizli'nin Toplumsal Kişilik Yapısı" Hamsi Dergisi, S: 15-19, Trabzon, 1992.
  7. Kamil Aksoylu, "Doğu Karadeniz'de Dil-Kültür Bağlantısı", Hamsi Dergisi, S: 20-22, Trabzon 1992.
  8. George Dumezil, Contes Lazes, Paris, 1937.
  9. Zurab Tandilava - İrakli Olpsidze, Lazuri Mşarami Gvitepe, Tbilisi 1982.
  10. V. Cangidze - S. Cikia, Gürcüce-Türkçe Sözlük, Tbilisi.
  11. Bernt Brendemoen, "Laz Influence on Black Sea Turkish Dialects?", Altaica Osloensia, Oslo, 1990.
  12. Christas Tzitzilis: Griechische Lehnwörter im Türkischen, 1991.
  13. İ. Kipşidze, Grammatika Mingreliskogo (Iverskogo) Yazıka, SPB, 1914.
  14. N. Marr, Grammatika Çanskogo (Lazeşkogo) Yazıka, SPB, 1910.
  15. A. Tsagareli, Mingreliskie Etodı, SPB, 1880.
  16. N. Adjarian, Etude sur la langue Laze, Paris, 1899.
  17. Th. Kluge, Beiträge zur Mingrelischen Grammatik, 1913.
  18. G. Rosen, Uber das Mingrelische, Suanische und Abchasische, Berlin, 1847.
  19. G. Rosen, Über die Sprache der Lazen, Berlin, 1844.
  20. Arn. Çikobava, Çanskie Teksti, Tbilisi, 1929.

Metin, Ogni'ye ulaştırıldığı şekilde yayınlanmış, çevirinin aslına müdahale edilmemiştir.

OGNİ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
LAZURİ GRAMERİ:

LAZURİ TKVANİ ŞENİ:

  • LAZURİ GRAMERİ: (Cemil Bucaklişi)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Contes Lazes'dan Bir Metin (Naxaz: Sarigina Beşli)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Lazca Metinler (Prof. Niko Marr)
  • ÇARU DO ĞARU: Muxammedi (Osman Nuri)
  • KARDEŞ KÜLTÜRLERDEN: Gürcü Bilmeceleri
  • GÜRCÜ YAYILMACILIĞI: (G. K. S. / Ş. Natelaşvili'den çeviri)
  • POLEMİK: Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular (Loti Kolxurişi)
  • XAÇKA - SANAT: Bir Film: Albaya Mektup Yok (Marina 3ur3umya ile Söyleşi)
  • BEREPE ŞENİ: Lazuri Nena (Mskva Mjora)
  • MÇARALOBA: Bozomota Malimbu (Mustafa Çakırusta)
  • OKURDAN: Mektuplar
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
AKADEMİK ÇALIŞMA:

LAZURİ GRAMERİ:

  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Contes Lazes'dan Bir Metin (Naxaz: Sarigina Beşli)
  • AKADEMİK ÇALIŞMA: Lazca Metinler (Prof. Niko Marr)
  • ÇARU DO ĞARU: Muxammedi (Osman Nuri)
  • KARDEŞ KÜLTÜRLERDEN: Gürcü Bilmeceleri
  • GÜRCÜ YAYILMACILIĞI: (G. K. S. / Ş. Natelaşvili'den çeviri)
  • POLEMİK: Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular (Loti Kolxurişi)
  • XAÇKA - SANAT: Bir Film: Albaya Mektup Yok (Marina 3ur3umya ile Söyleşi)
  • BEREPE ŞENİ: Lazuri Nena (Mskva Mjora)
  • MÇARALOBA: Bozomota Malimbu (Mustafa Çakırusta)
  • OKURDAN: Mektuplar
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Prof. Niko MARR

AKADEMİK ÇALIŞMA:

Prof. Niko MARR

(3. sayıdan devam)

ATİNURİ NENA (Atina Diyalekti)

6. VAPORİŞENİ

  • "Vapori munde moxtasere?"
  • Ya andğa ya oççume.
  • "Naku dğa dogutasere do munde idasere?"
  • Xu sgati xvala dogutasere do demiri ekozdasere.

7. BORCİŞENİ

  • "Borci şkimi naku on?"
  • Mot ikitxam?
  • "Vidare do borcis şkimi komekçare, nako miğun."
  • "Üzerine-şkimi para va miğun. Amzika do sabri ia. A sum-otxo dğaşa ko mogincğonare."

8. ORTİKİŞENİ ORTİÇI

  • Sole orti?
  • "Golvaşa vidi."
  • Jur tane ortiçi ko moviği do doxturis komebçı. Si mekçartu, skanişeni moyiği. Xolo beraberı ışcomatere. Arkadaşi oret, çumani uşluğişa na bçopare, si mogiğare ma.
  • "Ham ortiçi hak opşa ieni?"
  • Xava kokoxva-is opşa ien. Zuğaşa gamulun. Şkuti çai picis döbguturto zuğaşa moxtas, gale doxedas, sifteri moutamt.
  • Sade zuğaşa gamoxtas-is mutamti?
  • "Siftens muççe doguramt."
  • Orüici canli vuxenamt. Himute dovoguramt. Tkuanik tere ieni?
  • Şkunık tere hiçi var ien. Ortukoti, muçe çopuman var uşkuran."
  • "Haminepe sade sifteri-dulya ikumani?"

9. CUZİ DO ÇXOMİŞENİ KAİKÇİLUĞİ

  • Cuzi moxtas-is kaikçiluği vikumt.
  • "Kaikçiluğite daha muya ikumt?"
  • Hak çimi muruna bçopumt, çımı balukçiluği vikumt.
  • "Muruna çopat-is hai gamiçeni."
  • Batumişa voncğonamt. Batumişate doloxe oncğonaman.

10. BAŞKA DULYAPE

  • "Hai (hak) başka dulya va giğurani?"
  • Ya hak rentpenluği are, ya kaikçıluği are, ya da kulbetişa idare. Zengini kore na, hak rahati doxedur hindos.
  • Kişi opşa mturi mtvas-is xediğepete dağışa uluran do mskueri çopuman.
  • "Muçete ziraman?"
  • Anâklişi pavris gadoman do xvaferi kon na, him etrafepes goruman.
  • "Mtuti ieni hak?"
  • Opşa ien. Lazutis amulun do impxos. Seris kalivite doguturan, krıaman do omtmaman.
  • "Tufeğite var ilumani?"
  • Çuepek tere bazik ilums.
  • "Dağepek başka daha avi var ieni?"
  • Derdava iluman. Daha başka muti var.
  • "Ciceğeni muçc çopumt?"
  • Kandara bğopxumt. Pucis şinate bkalumt. Mkoli mevubamto hişote bçopumt.
  • "Ciceğenite muya çopumt?"
  • Sifteri bçopumt.
  • "Ciceğenite sifteri muçe çopumt?"
  • Sindomi ien do ciceğeni vubirat-is sindomis nantxe do bçopumt.

11. XAYADİŞ-KALA a) Sifterite

  • "Ğoma sifterite naminepe goxti ortıçışenı?"
  • Lıvadepcs gofti. Dağepes opşa ortiçi ortu, va mişkurtu.
  • "Nakele ogni, dagepes opşa omçı ortu?"
  • Akşam-usti konkşepe mizves.
  • "Oxorişa mundes goyti?"
  • Goma hikele mofti-sis yemaşa ju saat ortu.
  • "Naku tana aaçopasertu ortiçi?"
  • Eçi tana opçopartu.

b) Çxomışeni

  • "Şxomi ogopu si gişkuni?"
  • Şkimisteri na uşkuni, belki ar daha var on.
  • "Muyqğe çopum!"
  • Eteklıte ortas, isfese zuğas kalosi mosate ortas, isterse oğaraşetı ortas.
  • "Hak noğas gamiçeni oğaraşe?"
  • Oğaraşe va gamiçen, lakin egere dogaçiren na, kobzıratere.
  • Marti moxfas-is, Aprili gamaxtaşa zuğas apladı gevudgamt. Nexişeni mçxu-toloni pşemt, zulupeşeni mçipe-toloni. Zuğaşi akras beri doloxeşa govombamt, limcis kogevudgamt, çumanişi kebkozdamt. Naben çxomepe, kebfopumt. Him vakitis zuğas alabaluği ien. Ukaçxe orubas kamolun.
  • "Başka çxomi var ieni."
  • İen, ama him mosapes va niben. Çoşeli do azmalida niben, daha başka muti var.

12. BALUKÇIS KALA BALUKÇİ

  • "Mosa eğopu do orubas dokani, çxomi çopare. Pale zuğa-picis vorsi zuğaşi çxomepe ien."
  • Hus zari bjalvasterıkon çxomi var oçopen. Böğiri kortuko, i opasertu.
  • "Seris idi do dokani, naku gikorems, çxomi çopi."
  • Hakoni sualepe ma va mişkun.
  • "Muyaşeni va gişkun. 3adi, dokanoni süalepes dokani:"
  • Jile vorsi çxom var ieni?
  • "Var ien. Ju saati do jile alabaluği en, ama Maisi do çırez ais, jur tuta, opşa ien."
  • "Fortunas zuğa-picişa do jile irik tçre alabaluği ien, ama hikoni mosa-dokanoni süalepe çetin on: oruba opşa morderi on. Parça süalepes gışkunas do dokanare acami koçis hik çxomi var açopen."
  • "Dgalens mosa vorsi kodvakanen na, çxomi çopasen."
  • "Zuğas dokanuko seris, gilare çxomi çopasenu."
  • "Vitseşa igzalat na, etekli dokanas seris, çxomi çopasen."
  • "Hikoni vorsi dokanaşe süalepe Alişi beres kuşkunan. Ekionas him."

13. LITROPIŞENI

  • "Litropişeni mu yen?"
  • Vorsi dğa on, zuğas amuluran, inçiran. Ham dğaşi yoxo litrop on. Ağustozişi doloxe ien, lakin nam dğa on, va mişkun.

14. ÇIMA DO LAZUTIŞENI

  • "Goma mgıka domçımu. Onape vorsi iui?"
  • Vorsi iu, gıma na geçu. Si muya dogaçiren? Onape mut ikitxam?
  • "Vorsi na iasere, mati xazi mayen."
  • "Anğola lazuti vorsi oni?"
  • Lazuti vorsi on, ama mççima domçımuko daha vorsi iasertu.

15. ULU a) Parxalişa

  • "Parxalişa iditi?"
  • Otxo dğa on, hikele na mofti.
  • "Muya zadit hik?"
  • Eskisteri hişo xarabi kon. Muyaşeni var oxenapaman? Eski çareri küalepe koni?"
  • Kon, ama hus hini muya ipelen?
  • "Tarixişeni opşa domaçireran. Ma baxçişi muşi mekçare, egere komoğira na."

b) Atinaşe Xopaşa

  • "Ham süaşa viğe opşa mendra ni?"
  • Aşi saatluği gza on.
  • "Zuğate okse galenoh?"
  • Galende 43ı saat on.
  • "Viğes vorsi kave oni?"
  • Kon, lakin hakonisteri vorsi kave var on.
  • "Vitseşa Arxave naku saat on?"
  • Vitseşa Arxave sum saat on.
  • "Viğe morderi oni yukse Arxave morderi oni?"
  • Jurifiti ar on. Xope daha morderi on.
  • "Naku saat on Arxaveşa Xope?"
  • "Hikelendeti sum saat on."
  • "Gışkum a süa otxo-kilise. Naku dğa ngza iasere Arxaveşa him süaşa?"
  • Him süa ma va mişkun.
  • "Xopeşi etrafis daği oni?"
  • Vorsi dağepe kon.
  • "Hik opşa calepe ieni?"
  • Muyaşe ca ikitxam? Çubrişi ca opşa ien.
  • "Var, man ca va domaççiren, lakin eger hik opşa calepe ien na hindos ini var ien. Do ma goftartu hik. Golva vorsi ien, calepe na on suas, çxvapa ien."

VİSORİ NENA (Vitse Diyalekti)

11. XELİLİ

  • "Xelil, mu elegobun. So ziri hem kampara?"
  • Helbet kelebıkıdam komebçaşkule para.
  • "Si para so zırap vaşa komeçı kara?"
  • Do mu pa, skanisteri çkimik var ikums para?
  • "İr si muşen mogxvadon zurkuti kulampara!"

12. BONCUNA DO ŞUTU

  • "Boncuna komelğçıtko bekari divu şutu."
  • Gobudva makaşi do meboîvatare kutu.
  • "So rtu do gaxenuko, şutustı hea untu."

13. OBGARU

  • "Bibgar çkimebura do guri okobitkomer."
  • Mati dobibgar, lakin çılambre var mebikomer. Şuri dobişvanaşa gaş murunci mebikomer.

14. AR BOZOK ÇARU ARKABİS

  • Zenis borti tunaiâ nımişkule.
  • Yano, yano geliti ondğeş kule;
  • Mobgarinu oxorşa bidişkule.
  • Mod memitkomer, na şuri mişinare!

15. BUTKUCİ (Bozok tku)

  • Butkucı topri ikums, murik 3kari moiğams.
  • Butkuci ubecğd is muri ti kodoliğams.
  • İsina mot mcoçumt yelik dada moiğams.
  • Çiçeği dokorobums, zipris dudis keığams.
  • Gverdi muşişeni do gverdi ma okomığams.
  • Dido mot isinapam, nenak nena moiğams.
  • Topri var axenuko, xete şuri keiğams.

16. KÇE-PORÇONİ

  • Heşo bozo var iven hem gvaneri, hem kçoni.
  • Ma heaş axti miğun: var moxtu kçe-porçoni.
  • Ar yeri doxaziri ham çoxaşi merçoni.
  • Heas var businapam: gemokitxu xvançoni.
  • Hea 8 geci bozoren: çolo imxors çonçoni.
  • Ar buzepes dogisva, buyuğepe kançoni.
  • Kismeti na gavasen ubaşi okorçoni.
  • A3i mutxani btkvare: ar dulyaşi morçoni.
  • Sontxani goyonare: gyari gedvi kapçoni.
  • Ar keemodvi gonksıs potinepe nalçoni.
  • Kai va ren, zoponan heşo dulya onçoni.
  • Haği mitik var gozkcn divi dore ençoni.
  • Ubaşi uşkurepe divu doren monçoni.
  • Daha bere bozo re, va re dulyas, menççoni.
  • Binciri, binciri do kogomabğu koğoni.
  • Haği hako onkana gvaneri mesoğoni.
  • Si var emaççopuna, mu ivasen soğuni?
  • Ma komlemaona na, gixenare duğuni.
  • Çkimi-kala obiru heas guris kuğuni.

17. PSKÜA BOZO

  • Çonçi na var meçkodun lazuti ren çkaderı.
  • Şi hako sole moxti, Viğori moçkaderı.
  • Kibrite var memazken xozişi meçkvaderi.
  • Xol xe kemoşçıyım dopça kegeççaderı.
  • Kokobdvıko ar yeris, kdybma do anderi.
  • Ma var eomçopi-xule goxti kvanter-kvanteri.
  • Ar kamaptat yan odas neknapc melanderi.
  • Makalaşu, derine — komobı3kı anteri.
  • Ar daha komofiri, na var iziren yeri.
  • Ar dogisva gudlepeşma nuku ağne bğeri.
  • Ar daha kobizirat: skande var bore zğeri.
  • Molamiziziriş-kule 3kari mot şvı ondğeri.
  • Muşeni gogoçkondu ma na gizvi zokseri?
  • Si gaoropiti na, ma var bizğer ekseri.
  • Xamamis amapti-is var momağku suseiri.
  • Ar sapi kemogidva, skani kai keseri.
  • Ma bozopeş ustunc vobulur ser do seri.
  • A nuska doginçara mati devrişisteri.
  • Gobili Pol do Tuna, var bziri skanisteri.
  • Megaşkva, bigzala-is mtel ekebığker geri.
  • Eko psküa bozo mot re, e cinli yokse peri?

18. EY GİDİ

  • Ey gidi, umeşvenu ham seri mot momales.
  • Qubuxcdıt tude, antamas var emales.
  • Haği dotanaseren, murun3xepe dijvales.
  • Ma hako var mabiren, bozope mtel igzales.
  • Mot nobur ya bozopcs biçepe miğarğales.
  • Ma si var emaçopen, helhal dokopaxales.
  • Mot ezaxti uşkuris, kotumepek kriales.
  • Megiçkomi svalepes disxirepe filyales.
  • Zokseri mebiti-is coğori momitales.
  • Tora okobnağuri, ma toli momitales.
  • Mi3ves, misinapes do oncğore gemitales.
  • Memaşkves do igzales, xvala kedomifales.
  • Otrike odas xetu, bidi, kemomıtales.
  • Heşo va mcaşkvatı dulyape momıniales.
  • Ma var pçitur xe skams si ma mu memifales?
  • Livadis bibirtişa ğkari ekemifales.
  • Ma mckşı mandilepe, upite mot ijvales.
  • Haği goğomidganen, txiri domikakales.

19. BOZOŞİ DESTANİ

  • Memiuci? Ar gebokarc bgaras:
  • Na ognasen, vaza irik dibgaras.
  • Sevda-çkimik kodomoxunu bgaras.
  • Axi, vaxi! Mu ivasen gyuli çkimi?,
  • Na hem yazmaşe, na oya dabğasen.
  • Meşixorsas küa do nca na gebğasen.
  • Klima-çkımıs yurdulumi dibğasen.
  • Gegatasen, zarişi sevyuli çkimi?
  • Hağiş-kule saği muço goftare?
  • Dobğurati, ti kurzale geltare.
  • Va bğuri do mugo saği goltare?
  • A çkva kusi kemontxi, gyuli çkimi?
  • Soşa iği, na faxi camiş parça?
  • Kçe yeleği, anderi çita porça.
  • Vaşa hea xarkiş beres kogyurça?
  • Kobogni na, şo idare, gyulı çkimi?
  • Jin-jin goxti, kinçışı msüa niçani!
  • Kçe yeleğis mişi kopça goçam?
  • Ma var momçi do mis meçi koçani?
  • Axi, vaxi! Mu pa, sevgyuli çkimi?
  • Hem veranek hem kaçula so ziru?
  • Boli uğun, ucepe var mazıiru.
  • Dido bakti, kusuri var mazıiru.
  • Surie gemçuis guris mematu,
  • Ar mezareşi küa kuçxes cmalu.
  • Otxo princiş bergi birden momatu.
  • Tora oiobnağuri, gyuli çkimi.
  • Txiris mebli, saği xe mefaxeri.
  • Ma hak bıbgar, si tunas elaxeri:
  • Gzapes bığker jur toli motaxeri.
  • Moxti, moxti, na şun mişinare!
  • Nusqdivu sus-gişi macxuli skani:
  • Va bçkomı do dobixati (r)i skani.
  • Mo zilumti, megotroxas xe skani!
  • Moxti, moxti, na şuri mişinare!
  • Haği ivasen Xaciş Duzis noderi,
  • Goxve3epur, mot moğodam kederi.
  • Kay megomskun fistani kala kemeri.
  • Moztı moxti, na şuri mişinare!
  • Antama momançu doren ar uba.
  • Meebiçam, mo zırumta kaoba.
  • Var giçkini bırolaşıs teroba.
  • Axi, vaxi mu pa, sevgyuli çkimi!
  • Zuğa orğun divu, kuz var maziru,
  • Dido bakti, kusuri var mazıiru,
  • Gzapes biğker, psküa bozo var mazıiru:
  • Gondunui hea sevgyuli çkimi?
  • Soşa bida. Var boreci yazuği?
  • Komomidvi xepe skani nazuği,
  • Kodomoxvi, kemozoni kazuği,
  • A çkva kusi kemontxi, gyuli çkimi!
  • Haziş-kule çkva dobivi helaki,
  • Şuri mşina! Komoxti do domlaki,
  • Var mektkomer gaonare illaki.
  • Mod memikomer, na şuri mişinare.
  • Dunya divu çkimişeni zindani:
  • Komoxti do domixeni meydani,
  • Ordo moxti, mot iver kabıdani.
  • Mot memikomer na şuri mişinare!
  • Ar fara eliti ğali do ğali,
  • Gyuli, var giçkini, na miğarğali.
  • Miğarğali, tis nosi omintali:
  • Ordo moxti, na şuri mişinare!
  • Penceres eylışa kai dogazonu,
  • 3i3ilegidvi, ğüa dosz3onu.
  • Mutu btkvi-is si xai dogagonu!
  • Moxti, moxti, na şuri mişinare!
  • Şaban Helimi buyuği pala.
  • Penceres nodumes çubrişi mskala,
  • Noğalen eşimez, misumes kala.
  • Moxti, moxti, na şuri mişinare!
  • Cezaş nusalepek gza memikyates,
  • Princiş bergepete ğüa memokvates.
  • Gurun, dei, kurbani memikvates.
  • Ordo moxti, na şuri mişinare!
  • Kui-kala diu ar didi cengi.
  • Şuri mşina, kodomoxuni derdi.

20. TÜRKİA

  • İda-is Petrepolıs okıxapare dersi,
  • Si hek okıxapı do çki hak bognaten sersi.
  • Lazurişi dogurus dido giğuns havesi,
  • Ar Lazi mendioni, uxeni-do kafe si.
  • Berepek, okıxapus dido ukorems sesi.
  • Tişe şapka dodvi do muşen geıtvı fesi?
  • Acab, naya kai ren, şapka do çita fesi?
  • Muslimani divi na, var eçopum abdesi.
  • Kitabi momincğuni, çkun miğunan havesi.
  • Lazuri va gıçkınu mik gokitxapu dersi?
  • Viğeşe Petrepolıs nako ivaslu versi?

XOPURİ NENA (Hopa Diyalekti)

(11)

  • "Çuman si çarşişa idaginoni?"
  • Ho, ma dulya miğun, vidaminon.
  • "Ma dulya var miğun, ama cuma çkimişeni vidaminon."
  • Mu dulya gıs_utu oti momkitxi?
  • Mati skankala isa vidamintu.
  • Çümen ar gulamili man!

(12)

  • "Cuma skaniş oxori dido mendra reni?"
  • Var, xolos ren, meleni soxaxis ren, ar çitam oxori ren.
  • "Aya oxori muşi reni?"
  • Var, Aliş ren, ama gamaçasunon.
  • "Tküan nako ncuma ret?"
  • Çkin anş cuma vortit, ama g03030X. Jur doğuru do a3im otx voret.
  • "Cuma skani so ren?"
  • Ak var ren, ama işte mulun.

(13)

  • "İ küa na gzırı dido kai ma3onu ma. İkobdşa ozopinuşi lafi miğun."
  • Aşo ren na, domi3ğvi!
  • "Ar kahveşa vidati? Akonaşi."

(14)

  • "Asterışa borci miğun."
  • (GE SRAB)
  • "Andğa taroni kai ren."
  • "3a, şkzit dğa ren, mozdimeri ren."
  • "A3ı mjora yexlasunon. Pulape nulun, taroni gakçasunon."
  • "3a bulutoni ren, ama kal.ışı ren."
  • "Aya mu gini kalaşı ten."
  • "Beti kalaşı ubars."
  • "Didi qini momçun."
  • "Andğa ini didi ren."
  • Andğa eşo nungaps, oti çuma upirebun.
  • "Belki tgri mtâasunon."
  • "Tari doburtini."
  • "Andğa taroni didi çxopa ren."
  • "Çxopa andğa dideTen."
  • "Odro odro (kapineri kapineri) gapanu."
  • "Çaşen dumani kageptu."

(Devam Edecek)

Prof. Niko MARR'ın derlediği bu metinler, "Grammatika Çanskogo Yazıka" (St. Petersburg, 1910) adlı eserinden faydalanılarak hazırlanmıştır. Hazırlayan: Faik ATEŞ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Prof. Niko MARR

AKADEMİK ÇALIŞMA:

Prof. Niko MARR

(3. sayıdan devam)

ATİNURİ NENA (Atina Diyalekti)

6. VAPORİŞENİ

  • "Vapori munde moxtasere?"
  • Ya andğa ya oççume.
  • "Naku dğa dogutasere do munde idasere?"
  • Xu sgati xvala dogutasere do demiri ekozdasere.

7. BORCİŞENİ

  • "Borci şkimi naku on?"
  • Mot ikitxam?
  • "Vidare do borcis şkimi komekçare, nako miğun."
  • "Üzerine-şkimi para va miğun. Amzika do sabri ia. A sum-otxo dğaşa ko mogincğonare."

8. ORTİKİŞENİ ORTİÇI

  • Sole orti?
  • "Golvaşa vidi."
  • Jur tane ortiçi ko moviği do doxturis komebçı. Si mekçartu, skanişeni moyiği. Xolo beraberı ışcomatere. Arkadaşi oret, çumani uşluğişa na bçopare, si mogiğare ma.
  • "Ham ortiçi hak opşa ieni?"
  • Xava kokoxva-is opşa ien. Zuğaşa gamulun. Şkuti çai picis döbguturto zuğaşa moxtas, gale doxedas, sifteri moutamt.
  • Sade zuğaşa gamoxtas-is mutamti?
  • "Siftens muççe doguramt."
  • Orüici canli vuxenamt. Himute dovoguramt. Tkuanik tere ieni?
  • Şkunık tere hiçi var ien. Ortukoti, muçe çopuman var uşkuran."
  • "Haminepe sade sifteri-dulya ikumani?"

9. CUZİ DO ÇXOMİŞENİ KAİKÇİLUĞİ

  • Cuzi moxtas-is kaikçiluği vikumt.
  • "Kaikçiluğite daha muya ikumt?"
  • Hak çimi muruna bçopumt, çımı balukçiluği vikumt.
  • "Muruna çopat-is hai gamiçeni."
  • Batumişa voncğonamt. Batumişate doloxe oncğonaman.

10. BAŞKA DULYAPE

  • "Hai (hak) başka dulya va giğurani?"
  • Ya hak rentpenluği are, ya kaikçıluği are, ya da kulbetişa idare. Zengini kore na, hak rahati doxedur hindos.
  • Kişi opşa mturi mtvas-is xediğepete dağışa uluran do mskueri çopuman.
  • "Muçete ziraman?"
  • Anâklişi pavris gadoman do xvaferi kon na, him etrafepes goruman.
  • "Mtuti ieni hak?"
  • Opşa ien. Lazutis amulun do impxos. Seris kalivite doguturan, krıaman do omtmaman.
  • "Tufeğite var ilumani?"
  • Çuepek tere bazik ilums.
  • "Dağepek başka daha avi var ieni?"
  • Derdava iluman. Daha başka muti var.
  • "Ciceğeni muçc çopumt?"
  • Kandara bğopxumt. Pucis şinate bkalumt. Mkoli mevubamto hişote bçopumt.
  • "Ciceğenite muya çopumt?"
  • Sifteri bçopumt.
  • "Ciceğenite sifteri muçe çopumt?"
  • Sindomi ien do ciceğeni vubirat-is sindomis nantxe do bçopumt.

11. XAYADİŞ-KALA a) Sifterite

  • "Ğoma sifterite naminepe goxti ortıçışenı?"
  • Lıvadepcs gofti. Dağepes opşa ortiçi ortu, va mişkurtu.
  • "Nakele ogni, dagepes opşa omçı ortu?"
  • Akşam-usti konkşepe mizves.
  • "Oxorişa mundes goyti?"
  • Goma hikele mofti-sis yemaşa ju saat ortu.
  • "Naku tana aaçopasertu ortiçi?"
  • Eçi tana opçopartu.

b) Çxomışeni

  • "Şxomi ogopu si gişkuni?"
  • Şkimisteri na uşkuni, belki ar daha var on.
  • "Muyqğe çopum!"
  • Eteklıte ortas, isfese zuğas kalosi mosate ortas, isterse oğaraşetı ortas.
  • "Hak noğas gamiçeni oğaraşe?"
  • Oğaraşe va gamiçen, lakin egere dogaçiren na, kobzıratere.
  • Marti moxfas-is, Aprili gamaxtaşa zuğas apladı gevudgamt. Nexişeni mçxu-toloni pşemt, zulupeşeni mçipe-toloni. Zuğaşi akras beri doloxeşa govombamt, limcis kogevudgamt, çumanişi kebkozdamt. Naben çxomepe, kebfopumt. Him vakitis zuğas alabaluği ien. Ukaçxe orubas kamolun.
  • "Başka çxomi var ieni."
  • İen, ama him mosapes va niben. Çoşeli do azmalida niben, daha başka muti var.

12. BALUKÇIS KALA BALUKÇİ

  • "Mosa eğopu do orubas dokani, çxomi çopare. Pale zuğa-picis vorsi zuğaşi çxomepe ien."
  • Hus zari bjalvasterıkon çxomi var oçopen. Böğiri kortuko, i opasertu.
  • "Seris idi do dokani, naku gikorems, çxomi çopi."
  • Hakoni sualepe ma va mişkun.
  • "Muyaşeni va gişkun. 3adi, dokanoni süalepes dokani:"
  • Jile vorsi çxom var ieni?
  • "Var ien. Ju saati do jile alabaluği en, ama Maisi do çırez ais, jur tuta, opşa ien."
  • "Fortunas zuğa-picişa do jile irik tçre alabaluği ien, ama hikoni mosa-dokanoni süalepe çetin on: oruba opşa morderi on. Parça süalepes gışkunas do dokanare acami koçis hik çxomi var açopen."
  • "Dgalens mosa vorsi kodvakanen na, çxomi çopasen."
  • "Zuğas dokanuko seris, gilare çxomi çopasenu."
  • "Vitseşa igzalat na, etekli dokanas seris, çxomi çopasen."
  • "Hikoni vorsi dokanaşe süalepe Alişi beres kuşkunan. Ekionas him."

13. LITROPIŞENI

  • "Litropişeni mu yen?"
  • Vorsi dğa on, zuğas amuluran, inçiran. Ham dğaşi yoxo litrop on. Ağustozişi doloxe ien, lakin nam dğa on, va mişkun.

14. ÇIMA DO LAZUTIŞENI

  • "Goma mgıka domçımu. Onape vorsi iui?"
  • Vorsi iu, gıma na geçu. Si muya dogaçiren? Onape mut ikitxam?
  • "Vorsi na iasere, mati xazi mayen."
  • "Anğola lazuti vorsi oni?"
  • Lazuti vorsi on, ama mççima domçımuko daha vorsi iasertu.

15. ULU a) Parxalişa

  • "Parxalişa iditi?"
  • Otxo dğa on, hikele na mofti.
  • "Muya zadit hik?"
  • Eskisteri hişo xarabi kon. Muyaşeni var oxenapaman? Eski çareri küalepe koni?"
  • Kon, ama hus hini muya ipelen?
  • "Tarixişeni opşa domaçireran. Ma baxçişi muşi mekçare, egere komoğira na."

b) Atinaşe Xopaşa

  • "Ham süaşa viğe opşa mendra ni?"
  • Aşi saatluği gza on.
  • "Zuğate okse galenoh?"
  • Galende 43ı saat on.
  • "Viğes vorsi kave oni?"
  • Kon, lakin hakonisteri vorsi kave var on.
  • "Vitseşa Arxave naku saat on?"
  • Vitseşa Arxave sum saat on.
  • "Viğe morderi oni yukse Arxave morderi oni?"
  • Jurifiti ar on. Xope daha morderi on.
  • "Naku saat on Arxaveşa Xope?"
  • "Hikelendeti sum saat on."
  • "Gışkum a süa otxo-kilise. Naku dğa ngza iasere Arxaveşa him süaşa?"
  • Him süa ma va mişkun.
  • "Xopeşi etrafis daği oni?"
  • Vorsi dağepe kon.
  • "Hik opşa calepe ieni?"
  • Muyaşe ca ikitxam? Çubrişi ca opşa ien.
  • "Var, man ca va domaççiren, lakin eger hik opşa calepe ien na hindos ini var ien. Do ma goftartu hik. Golva vorsi ien, calepe na on suas, çxvapa ien."

VİSORİ NENA (Vitse Diyalekti)

11. XELİLİ

  • "Xelil, mu elegobun. So ziri hem kampara?"
  • Helbet kelebıkıdam komebçaşkule para.
  • "Si para so zırap vaşa komeçı kara?"
  • Do mu pa, skanisteri çkimik var ikums para?
  • "İr si muşen mogxvadon zurkuti kulampara!"

12. BONCUNA DO ŞUTU

  • "Boncuna komelğçıtko bekari divu şutu."
  • Gobudva makaşi do meboîvatare kutu.
  • "So rtu do gaxenuko, şutustı hea untu."

13. OBGARU

  • "Bibgar çkimebura do guri okobitkomer."
  • Mati dobibgar, lakin çılambre var mebikomer. Şuri dobişvanaşa gaş murunci mebikomer.

14. AR BOZOK ÇARU ARKABİS

  • Zenis borti tunaiâ nımişkule.
  • Yano, yano geliti ondğeş kule;
  • Mobgarinu oxorşa bidişkule.
  • Mod memitkomer, na şuri mişinare!

15. BUTKUCİ (Bozok tku)

  • Butkucı topri ikums, murik 3kari moiğams.
  • Butkuci ubecğd is muri ti kodoliğams.
  • İsina mot mcoçumt yelik dada moiğams.
  • Çiçeği dokorobums, zipris dudis keığams.
  • Gverdi muşişeni do gverdi ma okomığams.
  • Dido mot isinapam, nenak nena moiğams.
  • Topri var axenuko, xete şuri keiğams.

16. KÇE-PORÇONİ

  • Heşo bozo var iven hem gvaneri, hem kçoni.
  • Ma heaş axti miğun: var moxtu kçe-porçoni.
  • Ar yeri doxaziri ham çoxaşi merçoni.
  • Heas var businapam: gemokitxu xvançoni.
  • Hea 8 geci bozoren: çolo imxors çonçoni.
  • Ar buzepes dogisva, buyuğepe kançoni.
  • Kismeti na gavasen ubaşi okorçoni.
  • A3i mutxani btkvare: ar dulyaşi morçoni.
  • Sontxani goyonare: gyari gedvi kapçoni.
  • Ar keemodvi gonksıs potinepe nalçoni.
  • Kai va ren, zoponan heşo dulya onçoni.
  • Haği mitik var gozkcn divi dore ençoni.
  • Ubaşi uşkurepe divu doren monçoni.
  • Daha bere bozo re, va re dulyas, menççoni.
  • Binciri, binciri do kogomabğu koğoni.
  • Haği hako onkana gvaneri mesoğoni.
  • Si var emaççopuna, mu ivasen soğuni?
  • Ma komlemaona na, gixenare duğuni.
  • Çkimi-kala obiru heas guris kuğuni.

17. PSKÜA BOZO

  • Çonçi na var meçkodun lazuti ren çkaderı.
  • Şi hako sole moxti, Viğori moçkaderı.
  • Kibrite var memazken xozişi meçkvaderi.
  • Xol xe kemoşçıyım dopça kegeççaderı.
  • Kokobdvıko ar yeris, kdybma do anderi.
  • Ma var eomçopi-xule goxti kvanter-kvanteri.
  • Ar kamaptat yan odas neknapc melanderi.
  • Makalaşu, derine — komobı3kı anteri.
  • Ar daha komofiri, na var iziren yeri.
  • Ar dogisva gudlepeşma nuku ağne bğeri.
  • Ar daha kobizirat: skande var bore zğeri.
  • Molamiziziriş-kule 3kari mot şvı ondğeri.
  • Muşeni gogoçkondu ma na gizvi zokseri?
  • Si gaoropiti na, ma var bizğer ekseri.
  • Xamamis amapti-is var momağku suseiri.
  • Ar sapi kemogidva, skani kai keseri.
  • Ma bozopeş ustunc vobulur ser do seri.
  • A nuska doginçara mati devrişisteri.
  • Gobili Pol do Tuna, var bziri skanisteri.
  • Megaşkva, bigzala-is mtel ekebığker geri.
  • Eko psküa bozo mot re, e cinli yokse peri?

18. EY GİDİ

  • Ey gidi, umeşvenu ham seri mot momales.
  • Qubuxcdıt tude, antamas var emales.
  • Haği dotanaseren, murun3xepe dijvales.
  • Ma hako var mabiren, bozope mtel igzales.
  • Mot nobur ya bozopcs biçepe miğarğales.
  • Ma si var emaçopen, helhal dokopaxales.
  • Mot ezaxti uşkuris, kotumepek kriales.
  • Megiçkomi svalepes disxirepe filyales.
  • Zokseri mebiti-is coğori momitales.
  • Tora okobnağuri, ma toli momitales.
  • Mi3ves, misinapes do oncğore gemitales.
  • Memaşkves do igzales, xvala kedomifales.
  • Otrike odas xetu, bidi, kemomıtales.
  • Heşo va mcaşkvatı dulyape momıniales.
  • Ma var pçitur xe skams si ma mu memifales?
  • Livadis bibirtişa ğkari ekemifales.
  • Ma mckşı mandilepe, upite mot ijvales.
  • Haği goğomidganen, txiri domikakales.

19. BOZOŞİ DESTANİ

  • Memiuci? Ar gebokarc bgaras:
  • Na ognasen, vaza irik dibgaras.
  • Sevda-çkimik kodomoxunu bgaras.
  • Axi, vaxi! Mu ivasen gyuli çkimi?,
  • Na hem yazmaşe, na oya dabğasen.
  • Meşixorsas küa do nca na gebğasen.
  • Klima-çkımıs yurdulumi dibğasen.
  • Gegatasen, zarişi sevyuli çkimi?
  • Hağiş-kule saği muço goftare?
  • Dobğurati, ti kurzale geltare.
  • Va bğuri do mugo saği goltare?
  • A çkva kusi kemontxi, gyuli çkimi?
  • Soşa iği, na faxi camiş parça?
  • Kçe yeleği, anderi çita porça.
  • Vaşa hea xarkiş beres kogyurça?
  • Kobogni na, şo idare, gyulı çkimi?
  • Jin-jin goxti, kinçışı msüa niçani!
  • Kçe yeleğis mişi kopça goçam?
  • Ma var momçi do mis meçi koçani?
  • Axi, vaxi! Mu pa, sevgyuli çkimi?
  • Hem veranek hem kaçula so ziru?
  • Boli uğun, ucepe var mazıiru.
  • Dido bakti, kusuri var mazıiru.
  • Surie gemçuis guris mematu,
  • Ar mezareşi küa kuçxes cmalu.
  • Otxo princiş bergi birden momatu.
  • Tora oiobnağuri, gyuli çkimi.
  • Txiris mebli, saği xe mefaxeri.
  • Ma hak bıbgar, si tunas elaxeri:
  • Gzapes bığker jur toli motaxeri.
  • Moxti, moxti, na şun mişinare!
  • Nusqdivu sus-gişi macxuli skani:
  • Va bçkomı do dobixati (r)i skani.
  • Mo zilumti, megotroxas xe skani!
  • Moxti, moxti, na şuri mişinare!
  • Haği ivasen Xaciş Duzis noderi,
  • Goxve3epur, mot moğodam kederi.
  • Kay megomskun fistani kala kemeri.
  • Moztı moxti, na şuri mişinare!
  • Antama momançu doren ar uba.
  • Meebiçam, mo zırumta kaoba.
  • Var giçkini bırolaşıs teroba.
  • Axi, vaxi mu pa, sevgyuli çkimi!
  • Zuğa orğun divu, kuz var maziru,
  • Dido bakti, kusuri var mazıiru,
  • Gzapes biğker, psküa bozo var mazıiru:
  • Gondunui hea sevgyuli çkimi?
  • Soşa bida. Var boreci yazuği?
  • Komomidvi xepe skani nazuği,
  • Kodomoxvi, kemozoni kazuği,
  • A çkva kusi kemontxi, gyuli çkimi!
  • Haziş-kule çkva dobivi helaki,
  • Şuri mşina! Komoxti do domlaki,
  • Var mektkomer gaonare illaki.
  • Mod memikomer, na şuri mişinare.
  • Dunya divu çkimişeni zindani:
  • Komoxti do domixeni meydani,
  • Ordo moxti, mot iver kabıdani.
  • Mot memikomer na şuri mişinare!
  • Ar fara eliti ğali do ğali,
  • Gyuli, var giçkini, na miğarğali.
  • Miğarğali, tis nosi omintali:
  • Ordo moxti, na şuri mişinare!
  • Penceres eylışa kai dogazonu,
  • 3i3ilegidvi, ğüa dosz3onu.
  • Mutu btkvi-is si xai dogagonu!
  • Moxti, moxti, na şuri mişinare!
  • Şaban Helimi buyuği pala.
  • Penceres nodumes çubrişi mskala,
  • Noğalen eşimez, misumes kala.
  • Moxti, moxti, na şuri mişinare!
  • Cezaş nusalepek gza memikyates,
  • Princiş bergepete ğüa memokvates.
  • Gurun, dei, kurbani memikvates.
  • Ordo moxti, na şuri mişinare!
  • Kui-kala diu ar didi cengi.
  • Şuri mşina, kodomoxuni derdi.

20. TÜRKİA

  • İda-is Petrepolıs okıxapare dersi,
  • Si hek okıxapı do çki hak bognaten sersi.
  • Lazurişi dogurus dido giğuns havesi,
  • Ar Lazi mendioni, uxeni-do kafe si.
  • Berepek, okıxapus dido ukorems sesi.
  • Tişe şapka dodvi do muşen geıtvı fesi?
  • Acab, naya kai ren, şapka do çita fesi?
  • Muslimani divi na, var eçopum abdesi.
  • Kitabi momincğuni, çkun miğunan havesi.
  • Lazuri va gıçkınu mik gokitxapu dersi?
  • Viğeşe Petrepolıs nako ivaslu versi?

XOPURİ NENA (Hopa Diyalekti)

(11)

  • "Çuman si çarşişa idaginoni?"
  • Ho, ma dulya miğun, vidaminon.
  • "Ma dulya var miğun, ama cuma çkimişeni vidaminon."
  • Mu dulya gıs_utu oti momkitxi?
  • Mati skankala isa vidamintu.
  • Çümen ar gulamili man!

(12)

  • "Cuma skaniş oxori dido mendra reni?"
  • Var, xolos ren, meleni soxaxis ren, ar çitam oxori ren.
  • "Aya oxori muşi reni?"
  • Var, Aliş ren, ama gamaçasunon.
  • "Tküan nako ncuma ret?"
  • Çkin anş cuma vortit, ama g03030X. Jur doğuru do a3im otx voret.
  • "Cuma skani so ren?"
  • Ak var ren, ama işte mulun.

(13)

  • "İ küa na gzırı dido kai ma3onu ma. İkobdşa ozopinuşi lafi miğun."
  • Aşo ren na, domi3ğvi!
  • "Ar kahveşa vidati? Akonaşi."

(14)

  • "Asterışa borci miğun."
  • (GE SRAB)
  • "Andğa taroni kai ren."
  • "3a, şkzit dğa ren, mozdimeri ren."
  • "A3ı mjora yexlasunon. Pulape nulun, taroni gakçasunon."
  • "3a bulutoni ren, ama kal.ışı ren."
  • "Aya mu gini kalaşı ten."
  • "Beti kalaşı ubars."
  • "Didi qini momçun."
  • "Andğa ini didi ren."
  • Andğa eşo nungaps, oti çuma upirebun.
  • "Belki tgri mtâasunon."
  • "Tari doburtini."
  • "Andğa taroni didi çxopa ren."
  • "Çxopa andğa dideTen."
  • "Odro odro (kapineri kapineri) gapanu."
  • "Çaşen dumani kageptu."

(Devam Edecek)

Prof. Niko MARR'ın derlediği bu metinler, "Grammatika Çanskogo Yazıka" (St. Petersburg, 1910) adlı eserinden faydalanılarak hazırlanmıştır. Hazırlayan: Faik ATEŞ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Yazan: Osman Nuri

ÇARU DO ĞARU:

Yazan: Osman Nuri

[!NOTE] Osman Nuri Çizgi Serisi: Muxammedi Bu bölüm Osman Nuri'nin "Muxammedi" başlıklı çizgi hikayesini içermektedir. Çizgi roman formatındaki görseller metin olarak temsil edilemediğinden bu not eklenmiştir.

— Selamun Aleykum Ağa. — Aleykum Selam Osman Nuri, ela haşo. — Ya Mefta Ağa ar zori miğun mevikaçi do mofti. Ham dulyaşeni ar nosi momçare... — Ağa zeçatişkmi si mekçare... — Hakoni murderi zencini vore.. Zeçati zencinis niçeni? — Ağa Goro Motise vorsi mişkurani iri şeyişi eni vorsi si mekçams.!! — Mati hişo vikum.! — Him dğas şkunepe oxvambese ides, vaizi işkines, iri oxvambese kogamaxtes. Osman Nuri'k ima mikitxi. "Mik mis uyondru, ubugi:..." — Oha Osman Nuri xepeşkimis vadirinik İncilizişi koçi gizvatu. — Mati si malimben... — Tkvi helle Atina's mu ikumt?.. — Xoca, ar mutxa gikitxare... Goro Moti surtila kusi dotkviko viceratu... Ma gizumer çi radio işkinite levizyonise yiri gazete çitabi tkvi. Var ikum. Vaizi ikumtişa iri tevuli kogontalam. Muti va ignapen... — Holo si opsa dokani ar mati vagaceru. — Vaizis mupe itur? — Eee mupe vitur? — 80'şa ora tusa iyeni xacipe ojguri ayina vamoxtan. — Xoca ijginu. Zulu nenate: "Şkimişkala opsa zori gibun, toliskani oxvambes oni. Lomekça gizvare var a... Şkimi svas ofli doxunareyi? Muşeni ma vagalimben? Mo gomintxam..." — Eee... Ukaye...!? Mu on!?.. — Xorzaşi gurişi vikum... Tavla vibir... Pişpiriği vibir.... İri dulya ikuman. Çayi ziluman, gamacaman, cari ikumani vimxot.. — Xorzalepek mu ikuman?!

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği

KARDEŞ KÜLTÜRLERDEN:

  • İçinde balık yok, ama suda yüzer.
    • (Gemi: Gemi)
  • Toprağı yok, tohumu yok, kendi biter, insan biçer.
    • (Saç: Tma)
  • Dalları yere sarkar, salkım on tanesi var.
    • (Parmaklar: Titebi)
  • Bir misafirim var güneşe bakamaz.
    • (Kar: Tovli)
  • Bir duvarda iki mum yanar.
    • (Gözler: Tvelebi)
  • Yediği yemek sofraya konmaz.
    • (Anne sütü: Dedis rze)
  • İki direk üstü fıçı, ıvır zıvır dolu içi.
    • (İnsan: Adamiani)
  • Ok atar iz bırakmaz, ateş değse onu yakmaz.
    • (Güneş: Mze)
  • Erkence kalkar, yüzünü yıkar, tahtına oturur yüceden bakar.
    • (Güneş: Mze)
  • Gece olur kararır, tepede gül sararır.
    • (Ay: Mtvare)
  • Çarşaf çektim kainata, üstü altın işlemeli.
    • (Yıldızlı gökyüzü: Varskvlaviani tca)
  • Gece saysan saymazsın, gündüz baksan göremezsin.
    • (Yıldızlar: Varskvlavebi)
  • Azemetle gurur, üstümüzde durur; direği yok, duvarı yok, penceresi kapısı yok, bir tane el yetişemez, bağır ünle işitemez.
    • (Gök: Tca)
  • Islık çalar adam değil, gökte uçar kanatlı değil, yerde gezer ayaklı değil.
    • (Rüzgar: Kari)
  • Gelmezsem ararlar, gelince benden kaçarlar.
    • (Yağmur: Ccima)
  • Yattığım yerde ot bitmez.
    • (Ateş: Tcetcxli)
  • Ayağı yok durmaz gezer, söz dinlemez laf anlamaz, her engeli yıkar ezer.
    • (Su: Tcari)
  • Yükseklerden aşıp gelir, gözü dönmüş süvariler.
    • (Çığ: Zvavi)

Xalxuri Sitkviereba (Halk Deyişleri) Çeviren: Hayri HAYRİOĞLU

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
POLEMİK:

GÜRCÜ YAYILMACILIĞI:

  • POLEMİK: Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular (Loti Kolxurişi)
  • XAÇKA - SANAT: Bir Film: Albaya Mektup Yok (Marina 3ur3umya ile Söyleşi)
  • BEREPE ŞENİ: Lazuri Nena (Mskva Mjora)
  • MÇARALOBA: Bozomota Malimbu (Mustafa Çakırusta)
  • OKURDAN: Mektuplar
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği

POLEMİK:

"Laz Dilini ve Kültürü'nü Araştırma Vakfı" çalışmaları ve "Ogni" Dergisi'nin yayımı bazı Gürcü Aydınlarını (!) ürkütmüşe benziyor. Bu Aydınların (!) ürkmesi acaba nereden kaynaklanıyor? Türkiye'nin dillerini, kültürlerini yaşatmak ve tarihlerini araştırmak isteyen Lazlar neden bazı Gürcü Aydınlarını (!) korkutuyor?

Gerçek gün gibi açık: Lazlar, "Gürcü'sünüz" dayatmasını kabul etmeyecekler ve sınırın öte yakasındaki Megrel-Laz Kardeşlerine dayatılan Gürcü resmi ideolojisinin haksızlıklarını cümle aleme ilân edecekler.

Kendilerini "Aydın" zanneden bazı Gürcü Dostların (!) ne yazık ki, kendi Tarih ve Coğrafyalarını bilmedikleri ortaya çıkıyor. Ancak biz kendilerine kolayca cevaplayabilecekleri bazı sorular sormak istiyoruz.

SORU 1) 1980'de karanlık güçlerce katledilen Gürcü Aydını Ahmet Özkan MELAŞVİLİ'nin de katkılarıyla yayımlanan "Georgian Folk Music from Turkey" adlı plâk'ın broşüründeki şu cümlenin Türkçe'sini anlayabiliyor musunuz? "These people, the Gurians and Adcharians, descend from those eighth-century immigrants to the west, who were responsible for separating the Laz from the main body of Megrelians." (Peter Gold/Frank J Gillis, Indiana Üniversity, Archives of Traditional Music Folklore Institute, Bloomington, USA)

SORU 2) "Güney'den gelen düşman akınlarından kaçan Guryalı Gürcüler Laz-Megrel topraklarının orta beline yüklenerek ülkeyi ikiye böldüler. Böylece Laz-Megrel Birliği sığınmacı Gürcüler tarafından parçalanmış oldu." (Yüz Yıl Önce Çaneti, Zakaria Laşkaraşvili, Ogni Dergisi, sayı 1, sayfa 18) Eğer Megrel-Lazlar, sizin iddianıza göre Gürcü'yse, nasıl oluyor da Gürcüler Gürcü olan (!) Megrel-Laz birliğini parçalayabiliyabiliyorlar?

SORU 3) En eski destani Kartel (İber/Gürcistan) tarihi sayılan "Kartlis-Çkhovreba"dan haberiniz var mı? Bakın sizin kendi destanınız neler diyor: "Adı geçen kaynağa göre, (bu) sekiz kardeş'in her biri, kendi ülkesindeki kavmin uluatası olmuştur ve aslı vaktiyle Yunanca yazıldığından 'OS' soneki katılan adları yaş sırasına göre şöyledir: 1- Hay'os (Ermenilerin atası) 2- Kart (e) l'os (İber-Gürcülerin atası) ... 6- Eg(e)r'os (Laz-Megrellerin atası) ..." (Fahrettin Kırzıoğlu, 7. Türk Tarih Kongresi Tebliği, 1972) Yukardaki ataların her birinin farklı kavim uluatası olduğu fikrini benimsiyor musunuz? En eski ve destani Kartel tarihi; Ermenileri, Gürcüleri, Lezgileri, Çerkesleri, Megrelleri ve diğerlerini farklı kavimler olarak anlatmasına rağmen, siz nasıl oluyor da ataları Eg(e)r'os olarak gösterilen Megrel-Lazlar'ı Gürcü sayabiliyorsunuz? Bu mantıkla Ermeniler'i, Lezgiler'i, Çerkesleri de Gürcü saymanız gerekmez mi?

SORU 4) Abhazya'daki Nüfus Kayıtlarına 1926 nüfus sayımlarına kadar "Megrel-Laz" olarak geçen insanlar neden 1939 nüfus sayımlarından itibaren kayıtlara "Gürcü" olarak geçirildi?

SORU 5) Laz Alfabesine çok tepki gösteriyorsunuz. Oysa bilmediğiniz bir gerçek var: 1929 yılında Laz Alfabesi'yle Lazca olarak Soxum'da "Mçita Muru3i" adlı gazeteyi ve 1935 yılında yine Lazca Alfabe'yi (ALBONİ) Lazca eğitim verilen okul öğrencileri için yayımlayan 3itaşi Isgenderi'nin (İskender 3itaşi) adını hiç duydunuz mu? Lazlar'ın büyük şairi ve bilim adamı İskender 3itaşi'ye ne olduğunu biliyor musunuz? Stalin'in emri üzerine İskender 3itaşi'nin 1938'de katledildiği iddialarına ne diyorsunuz?

SORU 6) 1949'larda hiçbir neden yokken Kazakistan'a sürülen ve yollarda katledilen Lazlar'dan haberiniz var mı?

SORU 7) 1989 yılında Abhaz Televizyonu'na çıkan ve özellikle Megrel-Lazlar'ın Gürcü olmadığını açıklayan Megrel-Laz Nugzar Dzhodzhua'ya ne olduğunu biliyor musunuz?

SORU 8) Gürcü resmi ideolojisinin inkârcı politikasının kana buladığı Abhazya'dan ayrılmak zorunda kalan on binlerce Megrel-Laz ve Gürcü için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkesin, teoride etnik kökeni ne olursa olsun, yurttaş olarak kendi kültürlerini yaşatma hakkı vardır. Bu bölücülük değil, ülke bütünlüğünün "harcı" ve yurttaş olmanın gereğidir. Ancak hiç kimse, "kültür kisvesi altında" yabancı bir ülkenin "gizli servis elemanı" gibi çalışma ayrıcalığına sahip değildir. Hele hele de, Lazlar'ı "Gürcü resmi ideolojisine alet etmeye" ve bunu beceremeyince de Lazlar'ı bir takım Bizans oyunlarıyla "jurnalleyip" "bölücü" ilan etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Loti KOLXURİŞİ

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
Megrel-Laz yönetmen Marina 3ur3umya

XAÇKA - SANAT:

Megrel-Laz yönetmen Marina 3ur3umya

Bu yıl İstanbul Film Festivali'nde genç bir Megrel-Laz yönetmenin filmini izleme olanağı bulduk. Film biz Kafkasyalılar tarafından özel bir ilgi gördü. Yönetmenin ve başkadın oyuncunun Megrel olması, filmin Gürcistan'da çekilmesi bu ilginin nedenleri arasındaydı. Bu ilgiyi arttıran etkenlerden biri de öykünün G. G. Marquez'e ait olmasıydı.

Film emekli bir albayın dramını, bekleyiş içinde geçen açlık ve tekdüze günlerini anlatıyor. Albay bekliyor. Mektup bekliyor, horoz dövüşlerinin olacağı zamanı bekliyor ve belki de tüm bu onur-direnç-umut üçgeni içinde açlıktan ölmeyi bekliyor.

Yönetmen Marina 3ur3umya bunu özellikle yaptığını söylüyor. Bu yönetmenin, seyirciyle albay arasındaki perdeyi kaldırma isteğinden kaynaklandı belki de.

Yönetmen Marina 3ur3umya'yla Ogni için görüştük. Bize kendisi ve filmi hakkında şunları anlattı:

"Ben Moskova'da doğdum ve orada yaşıyorum. Babam küçük bir Megrel köyü olan Xobi'de doğdu ve şu an orada yaşayan birçok akrabamız var. Annem Rus. Ben bütün hayatımı Moskova'da geçirdim. Gürcistan'ı ve Megrelya'yı çok seviyorum. Babamın memleketteki Xobi Köyü'ne birçok kez gittim... Benim filmim sadece Marquez'in ekranizasyonu değil, her şeyden önce bu, dedemin ve babaannemin tarihi. Çünkü dedem filmdeki kahraman gibi bir albay. Yaşaması için tek yardımcısı onuru ve adalete olan umudu."

3ur3umya için "onur" çok önemli bir kavram:

"Onur bugün en önemli sorundur. İnsan hayatına artık değer verilmiyor. Ve insanlar bundan sonra öldürmeye başlayabiliyorlar. Ve şu anki problem de buradan kaynaklanıyor gibi geliyor bana. Onurlu insan sadece kendisine değil diğer insanlara da değer verir."

Marina 3ur3umya Gamsaxurdia hareketinin bir Megrel hareketi olduğunu söylüyor ve şunları ekliyor:

"Tabii ki ben vatanımın Megrelya olduğunu biliyorum ve şarkılar dinlerken (nana!), gözyaşlarım akıyor... İnsanın memleketi ve duyguları olduğu sürece, ne kadar uzakta olsa da, memleketini sevecektir."

Değerli Megrel-Laz yönetmen Marina 3ur3umya'yla görüşmemiz gelecekte çekilebilecek bir Laz Filmi düşüncesiyle sona eriyor.

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
(Hazırlayan: Mskva Mjora)

BEREPE ŞENİ:

İsimlerimizi bulun. Resimlerimizin altına yazın. Bizi boyayın. (Hazırlayan: Mskva Mjora)

  • ar (bir)
  • ali (boyun)
  • bobola (örümcek)
  • bere (çocuk)
  • bergi (kazma)
  • biga (sopa)
  • cumu (tuz)
  • coğori (köpek)
  • cari (ekmek)
  • çirdili (gölge)
  • çubri (kestane)
  • daduli (tavuk)
  • dudi (baş)
  • gema (dağ)
  • gza (yol)
  • zu (baykuş)
  • xami (bıçak)
  • jur (iki)
  • kafri (çivi)
  • ombri (erik)
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
OKURDAN:

MÇARALOBA:

  • OKURDAN: Mektuplar
Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği
MA A LAZİ VORE - ME LAZİ VAR

OKURDAN:

MA A LAZİ VORE - ME LAZİ VAR

Ogni'mizin çıkması ne güzel, sesimizin çıkması ne güzel, insanlarımız ne güzel. Gerçekten tebrikler ve başarılar. Sizleri kutluyorum.

Her düşünce/eylem tohum iken ancak iyi topraklarda ve iklimlerde ekilirse gelişir ve ürününü verir. Ogni'de doğum sancılarını iyi ortamlarda yapar ve başarırsa iyi sonuç elde eder kanısındayım. Ben de yazıma bu dilekle başlamak istiyorum. Babası Gürcü, annesi Gürcü anne ve Laz babadan olan bir ailenin bireyi olarak bu yazıyı size yazıyorum.

Gerek Sn. Sarigina BEŞLİ'nin ve diğer bazı yazarların Ogni'deki yazı ve yorumları ve gerekse sahibiniz ve Yazı İşleri Müdürü'nüz Sn. Barış BEŞLİ'nin EP (Sayı 53, 28.11-05.12.1993) Dergisindeki demeçleri bu işi temelden yanlış yorumladığınızı ve stratejilerinizin de bu nedenle o denli yanlış olduğunu ortaya koymaktadır. İnkarcılık, karalama ve kötüleme politikaları ile bir yere varılamadığını ne yazık ki tarih bize hep anlatmıştır. Lazların Gürcü ulusunun bir kolu olduğunu ve kendilerine ait binlerce yıldır kullandıkları alfabeleri olduğunu inkar etmek ve bu inkar sonucu yeni kuramlar geliştirmek kime fayda sağlayabilir? Yüzyıllardır alıştığımız "böl ve yönet" politikalarını tekrar sahneye koyacaksak bu dergiyi çıkaranları gelecek kuşakların affetmeyeceğine inanıyorum.

Dergimiz her şeyden önce bilinmeyeni araştırma ve gerçekleri ortaya koyma işlevini iyi yüklenmelidir. Bu araştırmaların eksik/yanlış yapılması veya belirli amaçlara hizmet edecek şekilde yapılması bizi büyük yanılgılara götürür. Sokaktan elde edilen bilgilerin gerçek olarak derginizde yer alması bizi dergiyi çıkaranların bilgelikleri konusunda ciddi şekilde düşündürmektedir. Lazların Gürcülerden ayrı bir ulus olduğunu ileri sürmek için gerçekten bir araştırmanız var mı? Bence yok. Çünkü hiçbir araştırma veya tarih kitabı Lazlar'ın Gürcüler'den ayrı bir ulus olduğunu yazmaz, yazamaz. İkisi aynıdır. Çok basit şekilde Gürcü Ulusunun aşağıdaki üç gruptan oluştuğunu bütün araştırmalar, tarih kitapları ve dünya söylemektedir:

a- Laz-Megreler b- Svanlar c- Kartlar Bu üç grubun tümü Gürcü ulusunu oluşturur.

Gerek derginizde ve gerekse daha önceleri Almanya'daki "Nananena" dergisinde ileri sürülen "Laz Alfabesi"nin neyi amaçlayarak uydurulduğunu bilmek çok zor. Lazlar'ın binlerce yıldır kullandığı kendi alfabeleri zaten var. Var olan bir şeyi görmeyip, varlığını bilmemezlikten gelip yeni bir şeyler uydurmak anlaşılması zor bir yaklaşım. Sizin yaklaşımınıza göre her Arap ülkesinin ayrı bir alfabe geliştirmesi ve "Arap alfabesini buldum" diyerek ortaya çıkması gerekirdi. Laz-Megreller binlerce yıldır diğer Gürcü kardeşleri gibi aynı alfabeyi kullanmakta ve yazılı eserler ortaya koymaktadırlar. Kanımca, sizin bu gerçeği değiştirme hakkınız yok.

Ogni'de sıkça kullandığınız "Ma A Lazi Vore" cümlesinin Gürcüce söylenen "Me Lazi Var" cümlesine ne kadar yakın ve aynı kanı taşıyan iki insandır Laz ve Gürcü, iki dildir Lazca ve Gürcüce. Lütfen, Demokles'in kılıcı gibi aklımızdan çıkarmayın bu iki cümleyi!

"Ma A Lazi Vore - Me Lazi Var" Yine de başarılar diliyorum. Saygılarımla,

Osman Nuri MERCAN / İST. (Gürcü Aydını)

ÇVENEBURİ YAYIN KURULUNA

Giresun Gürcülerinden olan bir Çveneburi ve Ogni okuruyum... Megrel-Lazların Gürcü ulusunun bir kolu olduğu yönündeki iddiaları doğru bulmuyorum. Dildeki ve yaşamdaki ortak yanlar sadece Lazlar ve Gürcüler arasında değil, diğer Kafkas Halkları ve Gürcü Halkı arasında da bulunmaktadır. Bu onların aynı ulus olduklarını göstermez.

Nodar VARDİ / İSTANBUL

DEĞERLİ OGNİ AİLESİ

Adresinizi ve Derginizi ancak elime geçirebildim. Tebrikler.. Tebrikler.. Bravo.

... Benim 20-25 senedir rüyalarıma giren bir olayı gerçekleştirdiniz. Kendi kültürümüzün yavaş yavaş yok oluşunu seyretmek ne acı. Böylesine ulvi bir görevin öncülüğünü yapmayı ne çok arzu etmişimdir. İnanın tahmin edemezsiniz. Tabii bu bir güç ve cesaret işidir.

Demokrasinin gereği olarak kültürümüze kavuşabileceğimiz günleri beklerken, ben de yıllar yılı boş durmayıp birtakım deneme yazılarımla Lazcayı yaşatmaya çalıştım. Tabii ki önceleri birtakım semboller kullandım. Daha sonradan "Çitaşi İskender"in kitabından düzenlediğim alfabeyi ve en son olarak da "PARPALI"den aldığım kendi yazımızı kullanmaya başladım.

Sayın OGNI ailesi. Ogni dergisi bir öncüdür. İlk etapta birtakım eksikliği olacaktır. Ancak her gün için daha iyi ve daha güzele gideceğine inanmaktayız. Sonsuz başarılar dilerim.

Y. AVCI / KARABÜK

MERHABA ARKADAŞLAR

Derginizin çıkışını ilk toplatma haberiyle birlikte öğrendim. Adresinizi bilmediğim için dolaylı yollardan 2 nci sayınızı edinebildim... Çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

T. DİRİK / AYDIN E TİP CEZAEVİ

SAYIN M. BARIŞ BEŞLİ

Anadolu mozaiğinin parçası olan LAZLAR'ın dilini, tarihini, edebiyatını, folklorünü, müziğini ve diğer bilim, kültürel alanlardaki değerlerini tanıtmada ve aynı zamanda Anadolu'da yaşayan halkların ortak sesi olmaya aday OGNİ'yi geç de olsa sevgiyle selamlıyorum. İlk sayı elime geçer geçmez size yazmaya koyuldum.

Kürdoloji alanında yaptığım araştırmalarda tabii olarak diğer halklar da ilgimi çekiyordu. Ama hepsini bir arada yapmak, ayrıntılarına girmek karışık olduğu için LAZLAR'la ilgili yüzyıl önceki araştırmaların ve fotoğrafların kopyalarını çekip bir köşeye koymayı ihmal etmedim. Bugün ne kadar doğru bir olay yaptığımın farkındayım. Gönül isterdi ki size daha geniş boyutta yardımcı olmak, ama zaman açısından bu mümkün değil. Arşivimde bulunan LAZLAR'la ilgili bir fotoğraf ve misyonerlerin yazmış olduğu 6 sayfalık yazının fotokopilerini gönderiyorum. Eski Almancayla yazılmış LAZLAR'la ilgili bilgiler bulmak mümkün.

Sizden ricam yazıların ve fotoğrafların yayınlanmasında (İlhami Yazgan arşivi) olarak not düşülmesi. Başarılar diliyorum.

İ. YAZGAN / KÖLN

SAYIN OGNİ DERGİSİ YÖNETİCİLERİ

... OGNİ ve benzeri dergiler entelektüel anlamda iğfal edilmiş, kafaları masallar, rivayetler karmaşası ile iyice bulandırılmış bulunan insanlarımızın yeniden aydınlatılması sürecine önemli katkılarda bulunacaktır... Gürcüstan'daki insan hakları ihlalleri ile Megrel-Lazlara uygulanan asimilasyoncu insanlık dışı politikaları kınayan yayın organlarından birisi olan OGNİ'ye serzenişte bulunan Gürcü kökenli dostlarımızın alınganlıklarına bir anlam veremiyoruz. Bunun için de "Dost acı söyler" diyoruz.

T. YETİM / İSTANBUL

A. YÜKSEL / Maçkalı - KÜBA OGNİ - SKANİ NENA Kültürleri ayrılık değil, çiçek demeti olarak yorumlayanlara merhaba. Bir zamanlar en son kızıldereli oymağının (Atabeys) yaşadığı, şu anki 12 milyon nüfuslu Küba'da bir tek kızılderili yaşamıyor. Küba halkı bunu üzüntüyle anlatıyor. Küba halkı (İspanyol ve Afrobübana) üzülüyor. Kendi kültürlerimizi koruyalım. Türkiye halkı üzülmesin. Ogni'ye kültürlerin kardeşçe yaşadığı bir Türkiye mücadelesi vermesi dileğimle, dostça selamlar.

M. KABADAYI / HATAY Sevgili Mehmedali Bey Merhaba, Öncelikle "OGNİ"yi çok iyi duyduğumu belirtmeliyim. Emeği geçen tüm üretken arkadaşları kutlarım. Hatay'ın Yayladağ ilçesindenim. Türk kökenliyim. Eşim Pazarlı. 7 yıl kadar Trabzon'da kaldım. Bu süreçte Tonya, Maçka, Çaykara'da yaşayan Rum kökenli insanları tanıdım. Onlardan Pontus Rumcasının ağız özelliklerini yansıtan derlemeler yaptım. Aynı çalışmayı Kemalpaşa'ya kadar uzanan coğrafya üzerinde de sürdürdüm. Lazca ve Hemşinceyi de içeren bu derlemelerimin ilk ürünü olarak 500 temel sözcükten oluşan 'Karşılaştırmalı Sözlük'ü hazırlamaktayım. OGNİ'nin Karadeniz'de büyük ilgi gördüğünü duydum. İlk sayısının toplatılmasını bilim adına esefle karşıladım. Buradan protesto ettiğimi bildirmek istiyorum. Türk halkının bir evladı olarak bu tür asimilasyoncu uygulamalardan utanıyorum. "Türklük" adına yürütülen yok edici politikalara sağduyulu Türk halkının da karşı çıkacağına inanıyorum. Bunu gerçekleştirmek ayrıca biz Türk aydınlarının görevidir diye düşünüyorum. Pratiğimizle de bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Her düşüşün, çürümenin mutlaka bir yükselişi vardır. Laz kültürünün yok olmaya doğru gidişine, Dünya halklarının onurlu bir üyesi olma bilinciyle "DUR" demek istediğinizi anlıyorum OGNİ'deki yazılardan. Ben de Türk dostunuz olarak zamanım ölçüsünde size katkıda bulunmak isterim. Kardeşlik duygularımla, sevgi, selamlarımı iletiyorum.

R. TOPALOĞLU / İZMİR OGNİ'ye Tatilde gittiğim Ankara'da bir arkadaşım sayesinde OGNİ'yle tanıştım. Yıllardır azınlık halklar üzerinde uygulanmakta olan asimilasyon politikasından her halk gibi Lazlar da payını almış bulunuyor. Bu bakımdan OGNİ'nin başlatmış olduğu bu haklı direnişi olumlu buluyor ve destekliyorum. Horonuyla, Tulumuyla, coşkusuyla Kaçkar yaylalarında her yıl düzenlenen göç şenlikleri ve Ayder festivallerinin coşkusu büyüleyici. Yok olmaya yüz tutmuş bu tür şenliklerimizin iyi incelenmesi ve tanıtılması için OGNİ'nin ve tüm Laz halkının duyarlı olmasını bekliyorum. Şüphesiz işimiz zor olacak ama biz Laz halkı inatçıyız ve zoru severiz. Artık susmak yok. Başarılarınızdan dolayı tüm OGNİ çalışanlarını yürekten kutluyorum.

NİSİBİN Sahibi JAN BET-ŞAWOCE / İSVEÇ DEĞERLİ OGNİ'CİLER Bize gönderdiğiniz OGNİ dergisini büyük bir sevgi ve saygı ile aldık. Ne güzel. Sizleri tebrik ediyoruz. Ve nice başarılı yıllar diliyoruz. Gerçekten de büyük bir boşluğu doldurdunuz. Yılmadan çalışın. Devam edin. Yanınızdayız. OGNİ ve çevresinin her politik, kültürel isteminin altında imzamızın var olduğunu peşin belirtiyoruz. A'dan Z'ye kadar her hakkı talep etmek kadar haklı bir davanızın olduğunu sanmıyorum. Bu nedenle de, derginin içeriğinden belli, düğüne gider gibi bir halay'ın başını çektiniz. Neden alkışlamayalım. Neden halayınıza katılmayalım. Neden Laz düğün yemeğini yemeyelim ki? Bize de size de her kardeş halka da bunlar afiyet olsun. Çalışmalarınızda sizlere yine başarılar diliyoruz. Sevgilerimle.

Ogni - Sayı 04 © Laz Kültür Derneği

Üyelik Gerekli

Katkıda bulunmak için topluluğumuza katılın!

Arşivlerimize katkıda bulunmak için ücretsiz üyelik gereklidir. Katılmak sadece bir dakika sürer!

Düzeltme Önerisi

Aşağıdaki kutuda metni düzelterek bize gönderin. PDF orijinaliyle karşılaştırarak düzeltebilirsiniz.

Düzeltmeniz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayına alınacaktır.